Günahsız bir ağızla dua etmek

2009-03-02 09:17:00

Cenab-ı Hak her hastalık, her sıkıntı için bir şifa halk etmişbulunmaktadır. Yeter ki bizler onu arayalım ve bulmaya gayretgösterelim kardeşlerim.Efendimiz (SAV) buyuruyor ki: "Sizden biri dua ettiği zaman kabulolunacağına dair içinde güçlü bir ümit besleyerek dua etsin. Çünkü oduanın kabul edilmesi ALLAH için kolaydır." (İbn - i Hibban)Peygamberimiz bir gün sahabelerine şöyle buyurmuş:"GÜNAHSIZ BİR AĞIZLA DUA EDİN. Ya Resulallah bu nasıl olacak?dediklerinde şöyle devam etmiş. Sen arkadaşının ağzıyla günahişleyebilir misin? Peki, o senin ağzınla günah işleyebilir mi?O halde birbiriniz için dua edin, işte günahsız bir ağızla dua böyleolur" buyurmuş...Günahsız ağızla dua etmek...!Cenab-ı Rabbül Alemin Hz. Musa'ya :- "Ya Musa bana günahsız bir ağızla dua et!.." diye buyurdu.Musa (a.s) :- "Yarabbi bende öyle bir ağız yok ki, sana nasıl günahsız bir ağızladua edeyim." dedi.Bunun üzerine Allah-u Teala :- "Başkalarının ağzıyla dua et çünkü sen başkalarının ağzıyla günahişlemiş olmazsın, öyle hareket et ki diğer insanlar gece gündüz sanadua etsinler. Veya kendi ağzını temizle, Allah'ın (c.c) adı temizdironu zikreden ağız temizlenir."DUALARIMIZ EKSİK OLMASIN YÜCE RABBİMİZDEN MERHAMET VE MAĞFİRETİSTEYELİMYa RABBİ;Sıkıntıdan,üzüntüden,acizlikten,tembellikten borçluölmekten,insanların kahrından, çirkinlikten,fenalıktan,azdıranzenginlikten,doğru yoldan ayıran fakirlikten,zelil olmaktan, zülümgörmekten,dalalete düşmekten,bidat işlemekten,kaza ve kaderine halisolmayan amelden,kabul edilmeyen duadan,yararsız ilimden,yararsızişlerden,ağlamayan gözden,sızlamayan özden,kızarmayanyüzden,şirkten,kafirlikten kafirden, harama dayalı servetten,hakedilmemiş şöhretten,korkaklıktan,pısırılılıktan,kıskançlıktan,hasetten,fesattan,kesa... Devamı

Yeşil Elbise

2009-02-27 10:39:00

Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu.-Gel seni camiye götüreyim, dedim. Bugün Cuma biliyorsun.-Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun, dedi-Biliyorum ama, sebebini gerçekten merak ediyorum.-Ne bileyim olmuyor işte, dedi.Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleriçıkar diye endişe ediyorum.Gayri ihtiyari gülmeye başladım.-Herhalde şaka yapıyorsun, dedim. Bunun için cami terk edilir mi?-Ciddi söylüyorum, dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumubilirsin.Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlakayeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı.-Peki, dedim.Hayatında hiç camiye gitmedin mi?-Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim, dedi. Hem o yaşlarda dizlerimaşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiyegidebileceğimi zannetmiyorum.Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişmanetmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık.Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra, kendisinin camide olduğunusöylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önündeduruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı.Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle:-Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü birtabut içinde yatıyordu. Devamı

BİR SAATLİK DOST (YAŞANMIŞ BİR HİKAYE)

2009-02-27 10:37:00

BİR SAATLİK DOST (YAŞANMIŞ BİR HİKAYE)Hızlı bir çalışma temposunun ardından saatin beş olduğunu Kat nöbetini devretmeye gelen hemşire arkadaşlar sayesinde fark etmiştik. Yoğun bir servisti çalıştığım servis, çocuk servisleri hastanelerin en yoğun ve gürültülü olan servisleridir. Artık günün yoğunluğu geçmiş servis sessiz bir hal almıştı aksam tedavilerini henüz bitirmiş ofiste çay içmeye gitme telaşındaydım Çünkü o günün ilk çayını içme fırsatı yakaladım diye kendi kendime düşünüyordum. Kep dağılmış saç baş karışmış yorgun bitkin bir haldeydim tedavi odasından çıktığımda. Aynada kendimi tanıyamadım. Ofise geldiğimde hemşire odasının telefonu çalıyordu. Oturduğum yerden büyük bir güçlükle ayağa kalktım ve telefona gittim karşıdaki ses acilde trafik yaralılarının olduğunu içlerinde Çocuklarında bulunduğunu, damar bulamadıklarından dolayı acile yardıma gelmemi söylüyordu. Tüm yorgunluğumu unutmuş hızla acil servisine yönelmiştim ki diğer telefonda nöbetçi hekimin nöbetçi beyin cerrahı hekimiyle gelip gelmeme konusundaki tartışmasını duydum. Nöbetçi hekimin sesi ortalığı çınlatıyordu:— Ne yapalım? Bırakalım ölsün mü bu insanlar? Gelmek zorundasınız!- …— Gittiğiniz davet beni ilgilendirmez! Nöbet değiştirseydiniz Çok önemli bir davetti madem.-…— Siz Hipokrat yemini etmediniz mi?Konuşma böyle sürüp giderken gelen asansöre binerek koşarak acil servisine gittim.Her yer kan revan içinde ağlayan koşuşturan yakınını bulmaya çalışan bir yığın insan vardı.Bu kalabalıkta sağlıklı bir iş nasıl yapılırdı bilmiyordum ama her kez elinden geleni birilerine bakma gayretini gösteriyordu.Acil serviste yatak kalmamış sedyelere in... Devamı

Yalnız değilsiniz

2009-02-27 10:36:00

Hani bir büyük sıkıntı anında kırılır ya, yüreğinizdeki bütün aynalar:Kırılırda hani, kırık aynalarda oynaşır ya hayalleriniz. Ümitleriniz tökezler de hani, tereddütlere düşersiniz ya kimi zaman:Çırpınırsınız. Hani çırpınırken uzanacak bir dost eli ararsınız, fakat bulamazsınız bir türlü; ve kala kalırsınız ya hani dertlerinizle baş başa, kimsesiz, dostsuz Ozaman bilin ki Allah(c.c) kimsesizlerin kimsesidir. Bilin ki Allah(c.c) dosttur: Dost istersiniz Allah(c.c) yeter! Hani en soluksuz deminizde hayallerinizin kıyısına çömelip başınız ellerinizin arasında sevginize ağıt yakarsınız ya. Hani çözümsüzlüğe çaresizliğe tıkanır da uçan kuştan teselli arar hale gelirsiniz ya bazen. Hani yıllarınızı verdiğiniz yerde soluksuz kalıp yıllara kurban olursunuz da bir türlü anlaşılamamanın hicranına düşersiniz ya Hani kuşlar şen çığlıklarla uçup geçerken üstünüzden bir Zümrüd-ü Anka olup onlarla birlikte uçmak istersiniz ya: Uçmak değil, kendinizden kaçmak. Hani kendi garipliğinizden, yalnızlığınızdan kaçmak istedikçe yalnızlığınıza, garipliğinize saplanırsınız ya boylu boyunca. YALNIZ DEĞİLSİNİZ:Herkesin ve her şeyin bittiği anlarda da Allah(c.c) var! Öyle bir an gelir ki, koca kainatın içinde ufalıp zerreleştiğinizi idrak edersiniz. Bir yanınızda acziniz, bir yanınızda zafınız, bir yanınızda fakrınız ve dolu dolu çaresizliğinizle baş başa kalırsınız. İşte o an insanca iradenin çözüldüğü ve insanoğlunun kendinde vehmettiği gücün ayaklarına dolaştığı andır: O an gerçekten kulluk anıdır. İradeniz çözülüp kendinizde vehmettiğiniz güçler ayağınıza dolandıkça derin aczinizle birlikte kulluğunuzu idrak edip Külli İrade Sahibine yönelin. ŞİMDİ VAKİT DUA ... Devamı

Safer ayında okunacak dua

2009-02-27 10:35:01

Hicri Safer ayında okunacak bir duaPeygamber Efendimiz(ASM)  Safer ayının ilk ve son Çarşambası aşağıdaki duayı bu sene belaların def edilmesi için öğle ve ikindi namazı arasında yüz(100) defa okumayı tavsiye buyurmuştur:   “Ya dâfi’al belâyâ. İdfa anna’l belâyâ. Fallâhu hayrun hâfizan ve hüve erhamürrahimin. İnneke alâ külli şey’in kadîr”   Meali: Ey belaları def eden Allahım! Belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en merhametlisidir. Muhakkak ki senin kudretin her şeye yeter.”Âmin. Devamı

haftada bir sohbet iyi gelir

2009-02-27 10:35:00

haftada bir sohbet iyi gelirALİ DEMİRELKonuşmak mı yoksa konusunda uzman birini dinlemek mi hoşunuza gider? Gündelik hayatın koşuşturmasıyla bunalan ruhları serinleten sohbet meclislerinden uzak mısınız? Halbuki, sohbet meclislerine katılmak bir ihtiyaçtır… Sohbet, duygu ve düşüncelerini karşılıklı müzakere ederek bu duygu ve düşüncelerde derinleşmeyi hedef alan insanların kurdukları bir nevi arkadaşlıktır. İnsan kiminle arkadaşlık yaparsa, kimlerle oturup kalkarsa, ister istemez onların ahlakından, huy ve tabiatlarından etkilenir. Bu manada sohbet, birbirinden etkilenmenin adıdır. Nitekim insanlara peygamber gönderilmesinin temelinde, yaratılıştaki bu etkilenme özelliği yatmıyor mu? İşte asırlara ışık saçan Sahabe nesli, en hayırlı nesil olma lütfuna İnsanlığın İftihar Tablosu�yla birlikte olmakla ve O�nun sohbetinde bulunmakla ulaşmadı mı? Peygamber Efendimiz, ashabını öncelikle Dâru�l-Erkam�da yapmış olduğu sohbetlerle yetiştirmiş ve onları geleceğe hazırlamıştı. Daha sonra da bu sohbetlerini hayatının sonuna kadar devam ettirmişti. Efendimiz her biri ayrı bir yıldız olan bu devasa kametlere �Ashabım� demiştir. *** SOHBET, HAYATI PAYLAŞMAKTIRSohbet, ortak bir dille dertleşmek ve aynı hayatı paylaşmaktır. Bu paylaşımda yürekler benzer duygu ve heyecanlarla, hep aynı meseleler etrafında çarpar. Böyle bir beraberlikte �Birimiz hepimizdir� görüşü hâkimdir ve tam bir vahdet-i rûhiye söz konusudur. Bu vahdet-i ruhiye ile insan, dertlerinin çaresini bulur, hüzünlerini ve sevinçlerini paylaşır, ilim ve irfanını artırır. İki türlü sohbetin olduğunu söyleyen bir Hak âşığı bunları şöyle açıklıyor: �Birisi güzel, diğeri kötüdür. Güzel olan sohbetin edebi ve hedefi güzeldir. Sohbetin edebi helal ve harama... Devamı

ALLAH (C.C) HAKKINDA ZARURİ OLARAK BİLMEMİZ VE İNANMAMIZ GEREKEN

2009-02-27 10:34:00

KURAN'DAKİ AYETLERDE BİLDİRİLDİĞİNE GÖREALLAH (C.C) HAKKINDA ZARURİ OLARAK BİLMEMİZ VE İNANMAMIZ GEREKEN HUSUSLAR.  Allah’dan (c.c) başka ilah yoktur.İLAH: Yaratan, yaşatan, öldüren, dirilten, rızık veren, koruyan, gözeten, sevilen, sayılan, itaat edilen, kendisine sığınılan, hüküm koyan, kanunlarına uyulan, sevk ve idare edendir. Her kim, bu sıfatlardan hepsinin veya bazılarınınkendisinde olduğunu iddia eder veya bunu çağrıştıracak şeyler söylerse;o kimse kendisini Allah’a ortak kabul etmiştir ve müşriktir.Böyle bir iddiayı doğrulayan kimse deiddia sahibini Allah’a ortak kabul etmiş olup o da müşriktir.  Allah en büyüktür, ondan daha büyük bir şey düşünülemez.O tek başınadır ve ortağı yoktur. (vahdehu lâ şeriyke leh.)Eşi ve benzeri olmaması açısından tektir.Hiç kimseye muhtaç değildir. Bilakis herkes, her şey ona muhtaçtır.Doğurmamış, doğurulmamıştır ve başka bir şekilde de çocuk edinmemiştir.Uzeyr (a.s) Allah’ın oğlu değildir. (Yahudilerin dediği gibi.)İsa (a.s) Allah’ın oğlu değildir, melekler Allah’ın kızları değildir. (Hristiyanların dediği gibi.)Allah (c.c) bunların hepsinde münezzehtir, ve yücedir. Hiçbir şey onun dengi değildir.Hiçbir şey onun birebir aynı (misli) değildir. Hiçbir şey ona benzemez, o da hiçbir şeye benzemez.Rahmandır, dünyada herkese rahmet eder (acır.)Rahimdir ahirette sadece müminlere rahmet eder.Hayy’dir (ölmeyen, diri) Kayyumdur dimdik ayaktadır ve alemlerin düzenini koruyup, ahengini sağlar.Uyumaz, uyuklamaz. Öldürür, diriltir, her şeyin yaratıcısıdır.Din gününün sahibidir ki ; o gün hiç kimse başka bir kimseye hiçbir şekilde fayda veremez, emir sadece Allah’ındır.Gökte de ilahtır, yerde de ilahtır.Gökte, yerd... Devamı

Peygamberimizin (a.s.m.) son sözü, "namaz" oldu

2009-02-27 10:32:00

 Peygamberimizin (a.s.m.) son sözü, "namaz" oldu        Resul-i Ekrem'in (a.s.m.) vefat edeceği gün sabah vakti, kendisinde bir hafiflik görüldü. Yanındakiler sevinerek, iyidir diye ayrılıp işlerine gittiler. Yanında yalnız kadınlar kaldı. Böyle ümitle ferahlık arasında iken Resul-i Ekrem (a.s.m.): – Kadınlar çıksın, bu melek yanıma girmek istiyor, dedi.Herkes çıktı, yalnız Hz. Aişe kalmıştı. Resul-i Ekrem'in (a.s.m.) başı onun kucağındaydı. Meleği karşılamak üzere Efendimiz (a.s.m.) oturdu. O da evin bir köşesine çekilmişti.Bir müddet melekle konuştuktan sonra tekrar Âişe Validemizi çağırdı ve başını onun kucağına koydu. Kadınlara da içeri girmelerini söyledi. Hz. Aişe, Resul-i Ekrem'e (a.s.m.):– Bu melek, Hz. Cebrail'e (a.s.) benzemiyordu, dedi.Resul-i Ekrem (a.s.m.) şöyle buyurdu:– Evet, ya Aişe, bu, ölüm meleği idi. Bana geldi ve "Allahu Teâlâ beni sana gönderdi ve iznin olmadan yanına girmememi emretti. İzin vermezsen geri dönerim, izin verirsen girerim. Ve yine sen müsaade etmeden ruhunu almamamı bana emretti. Emrin nedir?" diye sordu. Ben de kendisine  "Cebrail gelinceye kadar benden uzaklaş" dedim. İşte şimdi Cebrail'in gelme saatidir.Hz. Aişe bunun üzerine, "Ne bir fikir yürütecek ne de bir cevaba muktedir olacak durumda idik. Büyük bir felâketle karşılaşmış gibi dehşet içinde kaldık. İşin önemine binaen kimsenin ağzından ses çıkmıyor, ehl-i beyt dehşet içinde bekliyordu. Tam bu sırada Hz. Cebrail'in (a.s.) kapıya geldiğini anladım. Selâm verdi, kadınlar çıktı. Hz. Cebrail (a.s.) girdi ve Resul-i Ekrem'e:– Allah Teâlâ'nın sana selâmı vardır, kendini nasıl bulduğunu sana soruyor. Şüphesiz O, senin nasıl olduğunu daha iyi bilir, ancak senin kerem ve şeref... Devamı

Şükürle ilgili bir menkıbe…

2009-02-27 10:31:00

Şükürle ilgili bir menkıbe…  İsa aleyhisselam, kırlarda dolaşırken, bir ağacın altında bir adamın kendinden geçmiş bir halde dua ettiğini görür. Yakınına geldiğinde, adamın ayaklarının tutmayan bir kötürüm olduğunu fark eder. Daha da yaklaştığında, buna ek olarak gözünün de görmediğini, vücudunda baras hastalığının bulunduğunu anlar. Ancak, adamcağız bütün bunlara rağmen ellerini kaldırmış mutluluktan uçacakmış gibi şöyle dua etmektedir: "Ey nice zenginlere vermediği nimeti bana ikram eden Rabbim! Sana şu ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun"…Hazreti İsa adama yaklaşıp sorar:-          Ayağın yürümüyor, gözün görmüyor; bedenin de sağlıklı görünmüyor. Buna rağmen çoğu zenginlere verilmeyen nimetlerin sana verildiğini düşünmekte, bunun için de büyük mutlulukla şükretmektesin. Nice zenginlere verilmediği halde sana verilen hangi nimettir?Görmeyen gözleriyle sesin geldiği yana yönelen kötürüm adam şöyle cevap verir:-          Efendi! Allahü teala bana öyle bir kalp vermiş ki, o kalple onu tanıyorum. Öyle de bir dil vermiş ki, o dille de ona şükredebiliyorum. Halbuki, dünyanın serveti elinde olan nice zenginler var ki, kalbinde O'nu tanıma sevinci, dilinde de O'na şükretme mutluluğu yoktur. Ama gel gör ki, ayakları topal, gözleri kör, bedeninde hastalıklar bulunan bu kötürüm adama Rabbim, bu sevgiyi ihsan eylemiş. İşte bunu düşününce kendimi tutamıyor ve: "Nice zenginlere vermediği nimeti bana veren Rabbim! Sana ağaçların yaprakları sayısınca şükürler olsun diye teşekkür etmekten kendimi alamıyorum. Adama yaklaşan İsa aleyhissela... Devamı

Beyazid-i Bistami VE 1000 rahip

2009-02-27 10:30:00

Beyazid-i Bistami Hazretleri kırk beş kez haccetmiş ve her gün birhatme okumuş mübarek kişilerin safında yer alan kadri yüce bir zattır.Bir gün Arafat tepesinde oturuyordu. Nefsi ona şöyle fısıldadı :"Beyazid! Senin benzerin var mıdır? Kırk beş defa haccettin vebinlerce defa hatmetme bahtiyarlığına eriştin". Bu ses onu üzdü,nefsin hala onu kendine doğru sürüklemek istediğini ve enaniyete doğruittiğini anladı.Derhal toparlandı ve orada bulunan mahşeri kalabalığa dedi ki: "Kimbenim kırk beş defa yapmış olduğum haccı bir ekmeğe satın alır?"Bir adam: "ben alırım" dedi ve ekmeği uzattı.Beyazid-i Bistami Hazretleri aldığı ekmeği orada bulunan bir köpeğinönüne attı. Ve sonra işini bitirip yol hazırlığı yaparak Rum diyarınadoğru yüzünü çevirdi.Günlerce yol aldıktan sonra bir rahip ile karşılaştı. Rahip terbiyelibir adama benziyordu. Hazretin elini tutup evine misafir olarakgötürdü. Evinde ona bir oda ayırdı.Beyazid-i Bistami Hazretleri kendisine ayrılan bu odada ibadetebaşladı ve kalbini herşeyden çevirip Cenab-ı Hakk'a yöneltti. Rahipher gün onun yiyeceğini, içeceğini sabah-akşam getirir önüne kor,sonra dışarı çıkardı. Bu hal bir ay devam etti. Beyazid nefsinedönerek dedi ki:-"Ey nefis seni kırmak istiyorum, fakat sen uğursuzluğunlakırılmıyorsun..."Tam bu sırada rahip içeri girdi ve Beyazid'e:-"İsmin nedir?" diye sordu.O'da:-"Beyazid" diye cevap verdi.Rahip:-"Ne güzel adamsın... Keşke Mesih'in (İsa A.S.) kulu olsaydın !" dedi.Bu söz Beyazid'e ağır geldi ve evi terk etmek isterken rahip onaseslendi:-"Bizim burada kırk gününü tamamla, öyle git. Çünkü bizim büyük birbayramımız var, onu görmeni arzu ediyorum. Aynı zamanda değerli birvaizimiz var, senede bir defa bize hitap eder, birde onu dinlemenidiliyorum."Beyazid-i Bistami Hazretleri, onun bu teklifini kabul et... Devamı

Küçük bir hikaye

2009-02-27 10:29:00

KÜÇÜK BİR HİKAYE Japonya'da yaşanmış gerçek bir olay şöyledir: Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar. Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce.Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı. Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış ? Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı.Böylece adam çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar. Sonra nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle... Adamı sersemletir gördüğü manzara. Bu nasıl bir sevgi? Ayağı çivilenmiş kertenkele, 10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir...KALBİNİZDEKI SEVGİYİ ASLA ÖLDÜRMEYİN, SİZİ SEVENLERİ ASLA TERKETMEYİN ! Devamı

Duasız üşür yürekler

2009-02-27 10:28:00

Sana bir DUA eden olsun Sen birine DUA et! DUA'sız üşür yürekler...  Biliyor musun?.. Başkasina dua ettiğinde, aslinda sen kendine DUA ediyorsun! Ne kadar çok kimse için dua edersen, o kadar çok KAZANIYOR YA DA KAYBEDİYORSUN!  Çünkü melekler, Duan, rahmet ve hayr ise: " Bir misli de sana olsun, amin", Duan zulmet ve ser ise: " Bir misli de sana olsun, amin" derler...  Dua: içimizle muhasebe olunacagimiz bir SIR dır..  Tıpkı ;Bir ayna gibidir , içimizi yansıtIr bize.. RABB'e sunulan bir arzuhaldir dua, geri döner bize o kapılardan yüreğimizce..  Hep hayra dua edenlerin, maddeten ve manen hayırlara ermesi, şerre dua edenlerinse, rahmetten mahrum kalması bundandir işte..  Duasız üşür yürekler bil!.. Sana bir dua eden olsun Sen birine dua et!  Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık kapılar açan.. Bilmezsin kimin için ettiğin duadir, seni böyle ayakta tutan...  Hiç üşümesin yüreklerimiz için, Dualarda bulusalim.. Daim dualaşalim..  ALLAH'in o güzel selamı hepimizin üzerine olsun...  "Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin duasına icabet ederim . Öyleyse, onlar da Benim çağrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki doğru yolu bulmuş olurlar." (Bakara Suresi, 186)  (Ya Rabbi, Sana ve Resulüne itaat etmemizi ve bildirdiklerinle amel etmemizi nasip eyle!)  (Ya Rabbi, faydasız ilimden, makbul olmayan amelden ve kabul olmayan duadan sana sığınırım.)  (Ya Rabbi, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün iyilikleri ver, bildiğimiz-bilmediğimiz bütün kötülüklerden de koru!)  (Ya Rabbi, her işimizin sonunu güzel eyle, dünya sıkıntılarından ve ahiret azabından bizi koru!)  (Ya Rabbi, biz... Devamı

ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır

2009-02-27 10:27:00

Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakallı,nur yüzlü dedesine merakla soruyor : "Dedeciğim! Bir insanın ömrü ne kadar olur?" Dede tatlı bir gülücükle: "Ezanla namaz arası kadar yavrucuğum." deyince  Torun:  "Nasıl yani, ömür bu kadar kısa mı?" der.  Dede:  "Evet yavrum. ömür, namazsız ezanla, ezansız namaz arası kadardır." diye cevap verir.  Torun yeniden sorar:   "Namazsız ezan ve ezansız namaz sözlerinden ne kastettiğini anlamadım dedeciğim. Bu nedemek açıklar mısın?"  Dede şefkatle ellerinden tuttuğu torununa:   "Bak yavrum, geçenlerde komşumuzun çocuğu doğdu.çocuğun kulağına ezan okundu değil mi? işte o ezanın namazı kılındı mı? Kılınmadı. O ezan "Namazsız ezan"dı. insan öldüğü zaman kılınan cenaze namazının da ezanı yoktur. O da "Ezansız namaz"dır. Aslında o namazın ezanı insan doğunca okunmuştu kulağına.  "Bak ey insan! Doğdun, ama öleceksin, ömür çabuk biter, hayatını iyi değerlendir. Boşa vakit harcama!" ikazını yapıyordu o ezan. Devamı

Ey Rabbim! Benim halkim bu Kur'an'i terketti

2009-02-27 10:26:00

'Ey Rabbim! Benim halkim bu Kur'an'i terketti' Ihsan ELIACIK Kur'an, peygamberin kiyamet gunu Allah'a soyle sikayette bulunacagini soyler:  "Peygamber diyecek ki: "Ey Rabbim! Benim halkim bu Kur'an'i terketti." (Furkan; 25/30) Ayette gecen "Kur'an-i mehcur" tabiri terk edilmis, bir kenara atilmis, birakilmis, uzaklasilmis Kur'an demek...  Peygamber rabbine hangi halki sikayet edecek dersiniz? Kim bu Kur'an'i bir kenara atan halk? *** Elinize aldiginiz herhangi bir mushafin uzerinde "Kur'an-i azim" veya "Kur'an-i Kerim" yazar.  Buyuk, sanli, asil Kur'an; icinde insanligin serefi ve itibari olan, kemiklesmis deger ve ilkeleri bulunan, onlari israrla vurgulayan, insanliga surekli bunlari hatirlatan (zikr), temel degerlerinin (hablun min'ennas) savunucusu, vicdaninin sesi (basairu li'nnas ) olan Kur'an demek...  Ne asil bir isim... Demek artik soyle okuyacagiz: Kur'an-i mehcur... "Gecip giden varsa Islam'in su cignenmis diyarindan", viran olmus yurtlarin, metruk binalarin, ot basmis evlerin orumcek baglamis duvarlarinda asili duran, artik bir manasi kalmamis, bunun icin de donup bakmaya gerek olmayan, terkedilmis, bir kenara atilmis, kendi haline birakilmis Kur'an demek...  Ne hazin bir isim... *** "Kur'an Mekke'de nazil oldu, Misir'da okundu, Istanbul'da yazildi" diye meshur bir soz var...  Kur'an'in tarihteki serancamini adeta ozetliyor: Nazil oldu... Okundu... Yazildi... Peki nerede anlasildi? Nerede yasandi? O niye yok? Manidar degil mi? *** Kendinizi bir yoklayin. En son ne zaman Kur'an'i okudunuz demiyorum, ne zaman dedigini anlamaya calistiniz? Yani Kur'an'i en son ne zaman terk ettiniz? Biliyorum bir cogumuz icin trajik bir soru. Kur'an'i terk etmek... Ondan umudunu kesmek... Gerek duymamak... Heyecan duymamak... Okudugu halde terk etmek... Yazdigi halde terk etmek... Konustugu halde terk etmek... Saygi duydug... Devamı

Bir Bardak Sütün Hatırı

2009-02-27 10:24:00

BİR BARDAK SÜTÜN HATIRI Howard, yoksul bir ailenin çocuğuydu ve okul giderlerini karşılamak için kapı kapı dolaşarak eşyalar satıyordu. O gün, hiçbir şeysatamamıştı ve karnı da çok açtı. Bundan sonra çalacağı ilk kapıdan yiyecek birşeyler istemeye karar verdi. Kapıyı açan sevimli genç bayanı görünce utandı.Yiyecek bir şeyler yerine - "Affedersiniz, bir bardak su rica edebilir miyim?" diyebildi yalnızca. Genç bayan, çocuğun aç olabileceğini düşünerek kocamanbir bardak süt getirdi ona. Çocuk, sütü yavaş yavaş içine sindirerek içtikten sonra - "Çok teşekkür ederim, borcum ne kadar?" diye sordu genç bayana. Gençbayan, "Borcunuz yok" diyerek, yüzünde sıcak bir gülümsemeyle devam etti; - "Annem, gösterdiğimiz şefkat ve nezaket karşılığı olarak asla bir bedel ödenmesinibeklemememizi öğretti bize" dedi. Çocuk "O halde çok teşekkürler, yürekten teşekkür ederim size" dedi. Howard Kelly, evin önünden ayrıldığı zaman kendisiniyalnızca bedensel olarak değil, ruhsal olarak da güçlü hissediyordu. Yıllar sonra genç bayan çok ender rastlanan bir hastalığa yakalanmıştı. Yöredeki doktorlarçaresiz kalınca, hastalığı ile ilgili araştırmalar yapılması için onu büyük kente gönderdiler. Dr. Howard Kelly, konsültasyon yapması için çağrıldığı hastanınhangi kasabadan geldiğini duyunca heyecanlandı. Artık genç olmasa da yıllar önce kendisine sevgiyle yaklaşan bayanı ilk gördüğü anda tanımıştı ve onunyaşamını kurtarmak için elinden geleni yaptı. Uzun süren tedaviden sonra bayan sağlığına kavuştu. Dr. Kelly, denetlemesi için önüne getirilen faturayaşöyle bir baktı ve üstüne birşeyler yazarak zarfın i... Devamı