Dağlar da sever mi?

2009-03-05 09:31:00

Efendimiz s.a.v. kadim bir dostunu ziyaret eder gibi zaman zaman UhudDağı'nı ziyaret ederdi. Bir baba dostuna, bir yarana varır gibi varırdı dağın eteklerine.Halleşir, dertleşirdi Uhud'la. Sinesinde amcasını saklayan Uhud.Şehit kanlarıyla yıkanan Uhud. Bazı arkadaşları tavrını anlamaktazorluk çekerlerdi. O da buyurdu ki:" Uhud bir dağdır. Lakin o bizi sever, biz de onu severiz." Uhud Dağı Medine'nin kuzeyindedir. Nebi s.a.v. Tebük seferindenMedine'ye dönerken Uhud'u görünce yine duygulanmış ve bu sevgisinidile getirmiştir.: " İşte dağcağız. O bizi sever, biz de onu severiz." Dağların gönlü var mıdır?Dağlar da sever mi?Üzülür, kederlenir mi?O gelecek diye gözleri yolda bekler mi? Bir gün Efendimiz s.a.v. en yakın arkadaşları Ebu Bekir, Ömer ve Osman(Allah onlardan razı olsun) ile Uhud'a çıkmıştı da bu sırada dağhareketlenmiş, deprenmişti. Allah Rasulü s.a.v. dağa seslendi:- Ey Uhud, uslu dur! Bil ki üstünde bir peygamber, doğru seciyeli birzat ve iki de şehit bulunuyor.Doğru seciyeli zat Ebu Bekir r.a. idi. İki şehit de Ömer r.a. ileOsman r.a. idiler. Efendimiz s.a.v. arkadaşlarının şehadetlerineişaretediyor ve dağı da şahit tutuyordu. Yine Allah Rasulü s.a.v. bir dağın zirvesine çıktıklarında orada ikirekât şehadet, tanıklık namazı kılarlardı. Dağı, dağın toprağını tanıktutardı secdelerine.Tanık tutardı kulluğuna, tanık tutardı imanına. Dağlar da severdi elbet.Can taşıyan gönülsüz olur mu?Aşksız, sevgisiz, kedersiz olur mu? "... Kalpleriniz katılaştı. Şimdi onlar taşlar gibi hatta dahakatıdır. Çünkü öyle taşlar var ki, çatlar, bağrından sular akar.Öyleleri de var ki Allah'a olansaygısından dolayı düşer, yuvarlanır, yerinden oynar..." (Bakara,74) Elvida ÜNLÜ / Semerkand Dergisi - Kasım 2007... Devamı

Eğer

2009-03-05 09:30:00

 EĞER                                                         Eğer bir gün bütün çevrendekiler,       Paniğe kapılıpta kabahatleri,       Birer birer sana attıkları zaman,       Sen akıl ve soğukkanlılığını muhafaza edebilirsen.        Eğer sana kimse inanmazken bile,       Sen kendine güvenir ve       onların inanmadıklarını bile hoş görebilirsen,       (ve öfkeni sabırla yenebilirsen)                         Eğer bekleyebilir ve beklemekten yorulmazsan,       Yalancılığın geçerli olduğu yerlerde,sen yalana sarılmazsan.       Yada senden nefret edildiği zaman,sen nefrete kapılmazsan;       Fakat aynı zamanda çok iyi görünmeye  ve       bilgelik havasına bürünmeye gayret etmezsen.              Eğer tutsak olmadan hayallerine ...Hayal kurabilirsen        Eğer düşünebilir,fakat;düşüncelerinin prangalarını kırabilirsen...       Eğer  felaketle saadeti,bir tutabilir,       Ve bu iki hilekarıda aynı şekilde karşılayabilirsen...                Eğ... Devamı

Bir kadın gittiğinde

2009-03-05 09:29:00

KADINLARgittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olurMutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler,, dolap diplerindeki kurdeleler... Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar. Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların. Sık sık boynunu büker "sarıkız". O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmazDeğerini kimse anlayamaz  krom hac tasının. Balkon artık sessizdirKoridor kimsesiz......................... Bir kadın gittiğinde... Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı,bir bahçıvan, bir muhasebeci. .. Bir anne gider... Bir dost... Bir arkadaş... Bir sevgili... ............... Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.  Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde;övgüler,uyarılar, yakınmalar,dualar yetim kalır.  Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma"nın. Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler. Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkas Devamı

Küçük şeyler

2009-03-05 09:27:00

Küçük şeyler En iyi şeyler, küçük çıkınlarda taşınırmış.Küçük bir beden, çoğu kez büyük bir ruha yataklık edermiş.Ufak balıklar lezzetli olurmuş.Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar ateşi söndürebilirmiş.Her küçük şey mutlaka işe yararmış,Bir çok küçük, bir büyük edermiş.Sağanak dediğimiz, küçük damlacıklardan ibaretmiş.Ufacık bir yağmur, kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş. Muazzam bir aydınlık, küçük bir delikten görülebilirmiş.Saman çöpü, rüzgarın yönünü gösterirmiş.Bütün  hasat, bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş.Büyük bir geminin batması için, küçük bir delik yeterli imiş. Çok veren malından, az veren canından verirmiş.Yükte hafif olmak, pahada ağır olmaya engel değilmiş.Deve büyükmüş ama ot yermiş, şahin küçükmüş ama et yermiş.İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği öğrenebilirmiş,büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey ızdırap olurmuş.Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa, bunun sebebi,onun küçük adamlara gösterdiği ihtimam imiş.Büyük makineleri küçük çarklar çalıştırırmış. Küçük başlangıçlar olmadan, büyük sonuçların sağlandığı vaki değilmiş............ Devamı

Ey Evli kişi

2009-03-04 09:03:00

EY DOST! Hanımına iyi huylu olmalısın, onunla yumuşaklıkla sohbet ve tatlı sözle konuşmalısın. Peygamberimiz "İnsanların hayırlısı, eşine ve ev halkına hayırlı ve faydalı olan kimsedir" buyurur Eşini üzüntülü bulduğunda onu çok sevdiğini söylemelisin, şefkatle gönlünü almalısın Çünkü o evinde mahpus ya da meyus, ümitsiz olabilir Onun dert ortağı sen olmalısın Çocukların terbiyesinde de eşine yardım etmelisin Çünkü çocuk, annesine, gece gündüz ağlamak ve sızlamak suretiyle hiçbir zaman istirahat vermez Ona yardım edene Mevlası da yardım eder İşlerindeki kusurlarından ötürü kızmamalısın, kötü söz söylememelisin Ve bir günden de çok küsmemelisin Eşinin kötü huyları baş gösterince kabahati kendinde bulup: "Ben iyi olsaydım, o da iyi olurdu" diye düşünmelisinHanımın kızınca sen susmalısın Erkek susunca hanımı pişman olup özür dilerHer hizmetini seve seve yapmaya başlayınca, ona dua, Hakk'a şükür ve sena etmelisin; çünkü erkeğe uygun bir hanım, şükrü edilemeyen bir nimettir Hanımına öyle davranmalısın ki eşin, "Kocam beni herkesten çok seviyor" demelidir Evin idaresi ve geçimi hususunda ona danışmalı, onunla konuşmalısın Diğer büyük işlerini ona anlatıp üzmemelisin Eşinin günah olmayan kusurlarını ve hareketlerini görmezlikten ve bilmezlikten gelmelisinGizli hallerini ve ayıplarını ise herkesten saklamalısınEşin ile şakalaşıp lâtifeler, çeşitli oyunlar yapmalısın Sevgili Peygamberimiz eşleri ile oynar, onlara karşı insanların en zarafetlisi olurduHatta bir defasında Hz Aişe ile yarış ettiklerinde Hz Aişe geçti; sonra bir daha yarış yaptıklarında Resulullah geçtiTatlı sözle konuşmalar sizi birbirinize bağlar Eşi işe karşılıklı farz olan bilgileri, ilimleri ... Devamı

Bu Belki Son Günündür.

2009-03-04 09:01:00

Bu Belki Son Günündür.              Adam, telaşlı, öfkeli bir halde hanımına bağırıp, çağırıyordu. Babalarının sesini duyan iki çocuk ise yataklarından kalkıp salona gelmişti. Babalarının öfkesini görünce, korkmuş, sinmiş halde birer koltukta sessizce oturup kalmıştı.            Adam, çocuklara, hanımın üzüntüsüne aldırmadan söylenip duruyordu;            -Söyledim değil mi, söyledim. Bu gün toplantı olduğunu, açık mavi gömleği ütülemeni söyledim. “Kahverengi gömlekle gidiversen nolur!”muş. Bu gün sunum yapacağım, karamsar bir görüntü mü vereyim, dinleyenlerin içi kararsın, bu da projeye verecekleri oyu etkilesin! Bunu mu istiyorsun?            -Tamam bey, bitti işte.            Adam açık mavi göleği hışımla aldı;            -Bitti, tabi bitti ama ben geç kaldıktan sonra bitmiş neye yarar.            Hanımı çocukların korkmuş yüzlerine baktıktan sonra, yine eşini sakinleştirmeye çabaladı;            -Dün bundan da geç çıkmıştın, vakit var, yetişirsin.            -Anlamıyor ki, anlamıyor ki. Bu gün sunumu ben yapacağım. Herkesten önce gitmeliyim ki, gelecek önemli konuklara ‘Hoş geldi’ demeliyim.            Adam bir sürü söz daha söylenerek, bağırarak ... Devamı

Dua listesi

2009-03-03 14:16:00

Bediüzzaman'ın Dua Listesi Dua listesi– Üstad’ım, bize dua eder misiniz, dedi. Uzak bir yoldan gelmişti. Eserlerini okuduğu Bediüzzaman’ı görmek, hayır duasını almak istemişti.– İnşaallah kardeşim, dedi Bediüzzaman:– Dua ibadetin özüdür. Kulun Rabbine en yakın olduğu andır.– Adın neydi, diye sordu.– İbrahim, diye karşılık verdi misafiri.Bediüzzaman, uzunca bir liste çıkardı ve sonuna İbrahim’in de adını ilave etti.Listede yüzlerce isim vardı.– Üstad’ım, merak ettim. Bu liste nedir, dedi.Bediüzzaman, listeyi başucuna koydu ve şöyle cevapladı:– Nasıl ki bir yere mektup attığında, zarfın üzerine adresi yazarsan, gideceği yere doğru gider ve istenilen yere çabuk ulaşır. Aynı şekilde, dua edeceğin kimseyi de ismiyle anarsan aynı şekilde Cenab-ı Hakkın dergâhına öyle ulaşır.İbrahim, başını salladı:– Tamam Üstad’ım, dedi.Bediüzzaman devamla şu dersi verdi misafirine:– Hem gıyâbî yapılan dua daha makbuldür. Çünkü ben senin ağzınla günah işlemedim, sen de benim ağzımla işlemedin. Cenab-ı Allah bir mü’minin diğer mü’min kardeşi için yaptığı duayı kabul eder. Dua bir iksirdir, toprağı gümüş yapar, gümüşü de altın yapar.Ömer Faruk Paksu'nun yazısı:(Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler kitabından) ... Devamı

Yahudi kanı

2009-03-03 14:15:00

ŞALOM, GOZİMİN NURİZengin bir Arap,  kalp ameliyatı geçirecekmiş. Doktorlar,  ameliyat öncesi;  ne olur-ne olmaz diye,  tedbir olarak,  bir miktar kan tedarik etmek istemişler. Ama,  bu Arap'ın kanı çok nadir bulunan bir kan imiş.  Bütün dünyayı arayıp- taramışlar  ve sonunda Kudüs'te yasayan bir yahudinin kanının uyduğu anlaşılmış… Yahudi ile  konuşularak,  kan vermeye razı edilmiş ve böylece  ameliyat yapılmış. Ameliyattan sonra, zengin Arap, kendisine kan veren yahudiye  teşekkürleri  ile beraber, sıfır kilometre pahalı bir araba ve bir milyon dolar para yollamış… Ancak,  aradan birkaç ay geçtikten sonra,  zengin  arabın  bir kere daha ameliyat olması  gerekmiş. Bunun üzerine,  Doktorlar  yine,   yahudi  bağışçıyı aramışlar. Yahudi de, bunun mükafatını daha önce, fazlasıyla gördüğü için,  hay-hay!.. demiş.Böylece,  arap ikinci kez ameliyat olmuş. Ancak,  bu defa kendisine kan veren yahudiye  bir teşekkür notu ile bir kutu “şam baklavası”  yollamış. Önceki gibi, çok kıymetli hediyeler ve para bekleyen yahudi, tabii buna çok bozulmuş. Kan verdiği Arap zenginine bir telefon açıp, neden bu kadar cimri davrandığını sormuş. Arap ise, onun bu sorusuna kahkahalar atarak,  şu cevabı vermiş: 'Şalom,  gozimin nuri... Artik, benim de  damarlarimda  yahudi  kani  dolasiyor!..'... Devamı

Dua

2009-03-03 11:54:00

"RabbimDedim:Çok yalnızım...Dedin:Ben ki sana çok yakınım(Bakara186)Dedim:Evet biliyorum,ama ben senden uzağım.Ben deSana yakın olabilseydim...Dedin:Rabbini sabah,akşam yüksek olmayan bir sesle kendi kendine ürpertiyle,yalvara,yalvara ve için,için zikret(Araf205) Dedim: Bu da Senin yardımını ister...Dedin:ALLAH'ın sizi bağışlamınızı istemezmisiniz?(Nur22)Dedim:Tabiki beni affetmeni çok isterim...Dedin:Öyleyse Rabbinizden bağışlama dileyin,Sonra O'na tövbe edin...Gerçekten benim Rabbin,esirgeyendir,sevendir(Hud90)...Dedim:Bunca günahım var hangisinin tövbesini yapayım...Dedin:ALLAH bütün günahları bağışlayandır....(Zümer53) Dedim:Yine gelsem bağışlarmısın?...Dedin:ALLAH'tan başka günahları bağışlayacak yoktur.(Ali imran135)..Dedim:RABBİM benim Sen'den kimim var?..Dedin:ALLAH kuluna yetmez mi?(Zümer36)Rabbim Sen ne büyüksün!!!! Devamı

Lutuf gecikmedi geciken sensin

2009-03-03 11:53:00

İnsan insandan istekte bulundu. Dilek ve şikâyet kutularını açanlarbinlerce zarfı açmadan şömineye attılar. Binlerce zarfı açtıktan sonranehre bıraktılar. Binlerce zarfı açtıktan sonra dosyalayıp rafakaldırdılar. Binlerce zarfı açtıktan sonra kahkahalar attılar. İnsanıninsandan istekte bulunması gülünçtü çünkü.   O kadar çok güldüler ki sonunda gözlerinden yaşlar geldi. Ağlayangözlere bakanlar zarfı açanların merhametlerine hükmettiler. Bu yüzdendaha çok zarf bıraktılar dilek ve şikâyet kutularına. Daha çokbeklediler. Ellerini daha çok götürdüler kulaklarına. Demir birhalkaya dokunduklarında sevinçten havalara uçtular. İsteklerinin kabuledildiğini gösteriyordu bu.   İnsan insandan istekte bulundu. Gözlerini rehin bırakarak bildirditalebini. Neyse ki iyi niyetliydi teslim alanlar. Kaybolmasın diyetasma taktılar emanet gözlere. Bir dediğini iki etmediler. Neyi görmekistiyorlarsa oraya götürdüler. Masa mı istediniz, hoop işte bir masaçıkarttılar şapkadan. Apartman dairesi mi buyurdunuz, hoop denizmanzaralısından. Araba mı aklınızdan geçiyor, hoop sıfır kilometrelimuzin. Yeter ki isteyin. Alaaddin'in lambasından daha derinşapkamız. Daha çarpıcı cinimiz. "Buyur sahip!" yerine, "Sahip ol,buyur!" diyor. Tasmanın ipi uzun. Hangi kaldırım çağırıyorsa gidiyor.Her şey yarı yarıya. Vitrinlerde naylon saçlı mankenler. Elleriçantanızda. - Bir sözlüğe ihtiyacım var. - Kaç kelimelik olsun? - Tek. - Tek kelimelik bir sözlük mü dediniz! - Evet içinde yalnız "duâ" kelimesi olsun! Duâ: Yakarış. Duâ: Çağırmak. Duâ: Yalvarmak. Duâ: Seslenmek. Duâ:İstemek. Duâ: Susmak. Duâ: İhtiya... Devamı

Yalnız senin için

2009-03-03 11:52:00

Söze gönül ile başlayalım Her kelimede dönüp bir bakalım kalbimize. Yola gönül ile başlayalım Her adımda dönüp bir soralım kalbimize. Senin için Rabbim. KelâHer zerrede maksut sensin. İnsanın maksudu kim? Sen kalbime bakarsın. Kalbim kime bakar neye meyleder? Kalp ile başlamaktır niyet. Kalbi Kâbe kılmaktır. m senin için yol sana gider. Şair kime söyleryolcu kime gider? Allah için mi? Din Allah için sevmek Allah için kızmaktı. Böyle dedi Allah Rasulüs.a.v.. Sahabilerden Ebu İdris el-Havlânî r.a. bir gün Şam mescidine gitmişti.Orada bir genç gördü ki dişleri parlıyor yüzü gülümsüyor ve çevresindekalabalık bir cemaat toplanıyor. Cemaat herhangi bir konuda ihtilafa düştüğü zaman ona danışıyor onungörüşünü alıyorlardı. Gencin kim olduğunu sordu. Muaz b. Cebel'dirdenildi. Ebu İdris r.a. ertesi gün erkenden mescide gitti. O genci mescittenamaz kılar vaziyette buldu. Namazını bitirinceye kadar bekledi. Sonrakarşısına geçip selam verdi ve gence şöyle dedi: - Seni Allah için seviyorum. Muaz b. Cebel r.a.: - Allah için mi? dedi. Ebu İdris r.a.: - Allah için dedi. Muaz b. Cebel r.a. Ebu İdris r.a.' ın elbisesinin kuşağından tutupkendine doğru çekti ve şöyle dedi: - Müjdeler olsun sana! Çünkü ben Allah Rasulü'nden şöyle duydum:"Allah Tealâ buyuruyor ki: Benim rızam için birbirini sevenlere benimrızam için birlikte oturup sohbet edenlere benim için birbirleriniziyaret edenlere ve benim rızam için malını ve gücünü sarf edenleremuhabbetim vacip olmuştur." . . . Hz. Ali r.a. bir harpte müşriklerden birisiyle savaşıyordu. Zorlu birmücade... Devamı

Tıkandı Baba

2009-03-03 11:51:00

Sultan Mahmut kılık kiyafetini degistirip dolasmaya baslamis.Dolasirken bir kahvehaneye girmis oturmus.Herkes bir seyler istiyor.-Tikandi baba, cay getir-Tikandi baba, oralet getir. vbBu durum Sultan Mahmut'un dikkatini cekmis.-Hele baba anlat bakalim, nedir bu Tikandi baba meselesi?-Uzun mesele evlat, demis Tikandi baba-Anlat baba anlat merak ettim deyip cekmis sandalyeyi.Tikandi baba da peki deyip baslamis anlatmaya;-Bir gece ruyamda bircok insan gordum ve her birinin bir cesmesi vardivehepsi de akiyordu.Benimki de akiyordu ama az akiyordu.'Benimki de onlarinki kadar aksin'diye icimden gecirdim.Bir comak aldim ve olugu acmaya calistim.Ben ugrasirken comak kirildi ve akan su damlamaya basladi.Bu sefer icimden ' Onlarinki kadar akmasada olur, yeter ki eskisikadar aksin' dedim ve ugrasirken oluk tamamen tikandi ve hic akmamayabasladi.Ben yine acmak icin ugrasirken Cebrail gorundu veTikandi baba, tikandi.Ugrasma artik, dedi.O gun bu gun adim 'Tikandi baba' ya cikti ve hangi ise elimi attiysamolmadi. Simdide burada caycilik yapip gecinmeye calisiyoruz.Tikandi baba'nin anlattiklari Sultan Mahmut'un dikkatini cekmis.Cayini ictikten sonra disari cikmis ve adamlarina ;-Hergun bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz.Her dilimin altinda bir altin koyacaksiniz ve bir ay boyunca bunadevam edeceksiniz.Sultan Mahmut'un adamlari peki demisler veertesi aksam bir tepsi baklavayi getirmisler.Tikandi baba'ya baklavalari vermisler.Tikandi baba baklavayi almis , bakmis baklava nefis.' Uzun zamandir tatli da yiyememistik.Soyle agiz tadiyla bir guzel yiyelim' diye icinden gecirmis.Baklava tepsisini almis evin yolunu tutmus.Yolda giderken'Ben en iyisi bu baklavayi satayim evin ihtiyaclarini gidereyim'demis ve islek bir yol kenarina gecip baslamis bagirmaya"Taze baklava, guzel baklava !"Bu esnada oradan gecen bir Yahudi baklavalari begenmis.Uc asagi bes yukari anlasmislar ve Tikandi baba baklavayi satip eldeettigi para ile evin ihtiyaclarinin bir kismini karsilamis.Yahudi baklavayi alip ... Devamı

İnanıyor musun?

2009-03-02 09:37:00

Adamin biri her zaman yaptigi gibi saç ve sakal tirasi olmak için berbere gitti. Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete basladilar.Degisik  konular üzerinde  konustular. Birden Allah ile ilgili  konu açildi... Berber: " Bak adamim, ben senin söyledigin gibi Allah'in varligina inanmiyorum." Adam: " Peki neden böyle diyorsun?" Berber: " Bunu açiklamak çok kolay. Bunu görmek için disariya çikmalisin. Lütfen bana söyler misin, eger Allah var olsaydi, bu kadar  çok sorunlu, sıkıntıl, hasta insan olur muydu, terk edilmis çocuklar olur muydu? Allah olsaydi, kimse aci çektirmez, birbirini üzmezdi. Allah olsaydi, bunlarin olmasina izin verecegini sanmiyorum..." Adam bir an durdu ve düsündü, ama gereksiz bir tartismaya girmek istemedigi için cevap vermedi. Berber isini  bitirdi.sonra adam disariya çikti. Tam o anda caddede  uzun saçli ve sakalli bir adam gördü. Adam bu kadar daginik göründügüne göre belli ki tiras olmayali uzun süre geçmisti. Adam berberin dükkanina geri döndü. Adam: " Biliyor musun ne var, bence berber diye bir sey yok" Berber: " Bu nasil olabilir ki? Ben buradayim ve bir berberim." Adam: "Hayir, yok. çünkü olsaydi, caddede yürüyen uzun saçli ve  sakalli adamlar olmazdi." Berber: " Himmm...  Berber diye bir sey var ama o insanlar bana  gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?" Adam: " Kesinlikle dogru! Püf noktasi bu! Allah var, ve insanlar ona gitmiyorsa, bu gitmeyenlerin tercihi. iste dünyada bu kadar çok aci  ve  keder olmasinin nedeni!" Devamı

Altının Değerini Sarrafı;Kelamın Değerini Erbabı Bilir..

2009-03-02 09:34:00

SEVGİLİ DOST!.. İBADETİNİN BEREKETİNİ GÖRMEK İSTİYORSAN: -GIYBETTEN, YALANDAN, SUİZANDAN, İSNATLARDAN, DEDİKODUDAN; HÜLASA KUL HAKLARINDAN UZAK DURMALISIN.  Dost;Günahlar, ibadetlerden zevk almamızı engeller. Günahlar insanı paçavraya çevirir.Yüzünün nurunu, sözünün nurunu, özünün nurunu giderir. Malının bereketini giderir. Sağlık ve sıhhatini giderir. Günahlarda ısrar ede ede, kişinin kafa ve gönlü, ŞEYTANIN ÇALIŞMA OFİSİ haline gelebilir. Öyle ki şeytan onu takip etmeye hiç gerek duymaz. Çünkü peşinden gelenin, neden peşinden koşsun ki?..  Her günah; şeytanla yaptığımız yepyeni bir anlaşmadır.Her günah; kişinin kendisini şeytana meze ve maskara yapmasıdır.Her günah; kişinin, ruhuna vurduğu büyük bir darbedir. Her günah; esaret zincirlerine yeni bir halka takmaktır.Her günah; tövbe etmezsem ve tövbem kabul edilmezse, beni yakacak ateşe attığım, kocaman bir odundur.Her günah; kişinin, hayırdaki son kullanım tarihini kısaltmaktadır. Günahlarda ısrar ediyorsam, ateşime odun taşımakta ne kadar hevesli davranıyorum demektir.Kendimi aşındırma konusunda, kendimi kokutma konusunda, kendimi çürütme konusunda ne kadar da hevesliyim demektir. Paçavra haline gelmeyi ne kadar çok istiyorum demektir. Her günah, küfre doğru atılmış bir adımdır. Evet, günahı işleyen kafir olmaz ama günahlarda ısrar ede ede insan zamanla inkara kadar yuvarlanabilir, Allah korusun!..  Her günah, ibadetlerden zevk almamızı sağlayan latifelerden bazılarının ölümüdür. Bunlardan bazıları uzun uğraşlar sonucu dirilirken bazıları hiç dirilmeyebiliyor. Aman dikkat et! "Bir öpmekte bir bakmakta batma… Ebediyeti yutacak latifelerini; basit, zehirli ve anlık bir hazza kurban etme!" Allah korusun!.. O y&uu... Devamı

Allah (cc) cömerttir ve cömertleri sever.

2009-03-02 09:27:00

Hz Ali (RA)hurma bahçesinde akşama kadar çalışmış akşamda devesininüzerine bir çuval HURMA yükleyerek evinin yolunu tutmuştuDevenin yularını yardımcısı Kamber'in elinde idi. Kendiside öndegidiyordu. Medinenin içine girdiklerinde yolun kenarından bir sesgeldi. yoksulun biri elini açmış sızlanıyordu.Ne olur ALLAH Rızası için bir yardım diyordu. Sesi duyan Hz ALİArkadan deveyi çekip gelen Kambere sordu"kamber ne istiyor bu yoksul"Kamber "hurma istiyor efendim dediHz Ali "ver öyleyse "dediKamber "hurma çuvalda efendim "dediHz Ali "çuvalla ver öyleyse dediKamber"Çuval devenin üzerinde efendim dediHz Ali "deveyle ver öyleyse diye gürlediEmri derhal yerine getiren Kamber diyor ki"Devenin ipide benim elimde demeden korktum ve hurma çuvalını deveylebirlikte yoksula verdim. Az kalsın benide yoksula vermekte tereddütetmeyecekti......."""""ALLAH CÖMERTTİR ve CÖMERTLERİ SEVER""""""" Devamı