Birbirine dua eden insanlar topluluğu haline nasıl gelebiliriz?

2012-07-31 22:57:00

Dua kitaplarımızda dikkate verilen şu misal hep hatırımızda olmalıdır. Resûlullah (sas) Hazretleri ashabına şöyle buyuruyor: -ALLAHü Teâlâ'ya günahsız dille duâ edin! Diyorlar ki: -Yâ ResûlALLAH, günahsız dilimiz yoktur, nasıl günahsız dille dua edeceğiz? Şöyle açıklar günahsız dille dua etmeyi: -Sizin diliniz kendiniz hakkında günahlıdır, ama başkaları hakkında günahlı değildir. Öyle olunca siz başkaları hakkında günahsız olan dilinizle dua edin, onlar da sizin hakkınızda günahsız olan dilleriyle dua etsinler. Böylece günahsız ağızlarla birbirinize dua etmiş, makbul duaları almış sayılırsınız... Öyle ise çevremizdeki insanların makbul duasını almak için onların kalp ve gönüllerini kazanmaya gayret etmeliyiz ki, bizden memnun olan insanlar bize günahsız ağızlarıyla dua etsinler, biz de günahsız ağzımızla onlara dua edelim, böylece günahsız ağızlarla karşılıklı dualaşan bahtiyar bir toplumu da oluşturmuş olalım! Günahsız ağızla duaya bu açıdan baktığımızda çok önemli bir birlik beraberlik hikmeti de dikkatimizi çekmektedir. - Çünkü çevremizdeki insanların kalbini, gönlünü kazanacak bir sevgi saygı içinde muhatap olmamız gerekir ki, onlar günahsız dilleriyle yaptıkları duâlarına bizi layık görsünler. Hatta kendimizi sevdirdiğimiz çevremizdeki bu insanlar bizi görünce sadece 'ALLAH razı olsun!' deseler bu da bize makbul dua olarak yetip de artar bile. Çünkü her müminin hayatının hedefidir ALLAH'ın rızasını kazanmak... Siz çevrenizi memnun ediyor, memnun ettiğiniz insanlardan da böyle dualar alıyor, 'ALLAH razı olsun' dedirteb... Devamı

Elimi Kalbime Koydum, Dinledim, Duadaydı !

2012-07-31 22:37:00

Sevgili Muhâfızım! Beni, ilgilendirmeyen işe karışmaktan… Değiştirmeye güç yetiremeyeceğim meseleye kafa yormaktan… Kendi kapım pisken, başkalarının kapısının pisliğine takılmaktan…“Sadece işittiği” hususlar için “biliyorum” demekten… Sağdan soldan duydukları ile fetvâ vermekten… İlmi ve hilmi israf etmekten… Boyumu aşan mevzûlarda, gevezelik yapmaktan beni koru… Edebe yol olmayan yaşmaktan… Nefsim dururken, başka bir düşmanla savaşmaktan… Ve şerlilerin şer tuzağına düşmekten Sana sığınırım… Dışı içine kaçmaktan, içi dışına çıkmaktan, haktan sapıp hataya koşmaktan koru beni…. Sevgili Yaratıcım! Beni, var ettiğin o ezel yurduna, tertemiz geri döndür… Bu dünyaya gelişim pek mâceralı, büyümem pek meşakkatli olmuş… Anamı ve babamı cennet bahçende gezdir… Gidişimi kolay eyle… Akıl yaşta değil, başta diyorlar, başıma akıl nasip eyle… Hakikatte aklın ne yaşta, ne de başta olmadığını… Fakat aklın ille de yanışta olduğunu fark ettir. “Aklını yaşında sanan büyüyememiş ihtiyar” olmaktan Sana sığınırım. Hakkımda her ne murâd etmişsen, beni ondan râzı kıl da, şikâyet edip duran bedbahtlardan olmayayım… Sevgili Dostum! O herkesin bırakıp gittiği ve sadece Sen’inle baş başa kaldığım zamanlarda, “Sen’inle olmak” duygusunu bana öyle derinden hissettir ki… Ömr-ü billah, yalnızlık nedir, unutayım… Dostlarına dost olmayı, dostlarının hizmetinde bulunmayı ve dostlara yaraşır bir sevgiyle sevmeyi nasip et… Sevgili Lûtfedicim! Karşıma, beni onlar olmadan da sevebilecek, takıntısız, yüce ruhlu insanlar çıkar… Kabuğa değil, öze âşık güzel kullarının arkadaşlığıyla, l... Devamı

Kadir Gecesi

2012-07-31 13:42:00
Kadir Gecesi |  görsel 1

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır: "Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar." (Kadir Suresi ) Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor: "Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır." "Kadir... ...Kaynak : iyibiryer.blogcu.com Devamı

Kadir Gecesinin Gizliliği

2009-09-15 16:38:00

KADİR GECESİ’NİNFAZİLETİBin aydan daha hayırlı olan, meleklerin dünyaya indiği bu geceyi bereketlendirmek bizim elimizde. Bu gecede amel, ibâdet, zikir ve tefekkürle ulaşılacak olan hayır ve mükâfat, onsuz bin ay amel ile kazanılacak olan ecir ve sevaptan daha fazladır. Bir sınır ve miktar ile sınırlandırılamayacak kadar çok hayırlıdır. Bu da Cenab-ı Hakk'ın, sırf Hz. Muhammed (s.a.v.) ümmetine bir lûtuf ve ihsânıdır. Resûlüllah (s.a.v.), bu geceyle alâkalı olarak bizlere şunları hatırlatmaktadır: “Kim inanarak ve sırf ALLAH rızası için Kadir Gecesi'nde (Allâh‘a ibâdet için) kalkarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” Demek ki, bu geceyi değerlendirmenin birinci şartı kalkmak, yani gafletle geçirmemektir. Resûlüllah (s.a.v.) namaz kılmış, Kur'an okumuş, duâ ve tefekkürde bulunmuştur. Kadir Gecesi'nin ramazan ayında, bâhusus son on gününde saklı oluşunun hikmeti, insanların ona güvenip diğer zamanlarda isyana dalmamaları... Bir diğeri de yine buna bağlı olarak, Kadir Gecesi'ne tesadüf etme ümidiyle ramazân-ı şerifin tamamını ihya etmelerini istemek olabilir. Bir hadis-i şerifte de Resûlüllah Efendimiz, “Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır” buyurur. Kadir gecesinin kadrini, Kur’an-ı Kerim’in “Kadr Suresi” gayet açık bir üslup ile anlatmaktadır. Bu surenin bir ayet-i celilesinde ALLAH (c.c) şöyle buyuruyor.“Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”Efendimiz (s.a.v)’in mübarek sözlerinden pek çoğunda, Kadir gecesinin çok hayırlı bir gece olduğu ve Ramazan ayının 27. Gecesine tesadüf ettiği bildirilmiştir. Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu.“Eğer cennetten bir adam çıksa, ve bütün dünya ehli de ona misafi... Devamı

Kadir gecesi, zamanı ve alametleri

2009-09-15 16:25:00

Kadir gecesi, zamanı ve alametleri Kadir Gecesi,Ramazan-ı şerif ayı içinde bulunan en kıymetli gecedir. Bazı âlimlere göre Mevlid gecesinden sonra en kıymetli gecedir. Kadir Gecesi, Muhammed aleyhisselamın ümmetine mahsus bir gecedir. Başka peygamberlere böyle bir gece verilmemiştir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:(Allah Kadir gecesini ümmetime hediye etti, ondan önce kimseye vermedi.) [Deylemi]Peygamber efendimiz, daha önceki ümmetlerden bin sene cihad eden insanları düşünüp, benim ümmetimin ömrü kısadır, az ibadet ederler diye üzülünce, Allahü teâlâ, (Kadir gecesi senin ve ümmetinindir) buyurup Habibinin kalbini ferahlandırdı. Hem de Kadir gecesi, her Ramazan ayında gelir.Resulullah efendimize kendisinden önceki insanların ömürlerinin ne kadar olduğu bildirilince, kendi ümmetinin ömürlerini kısa buldu, uzun ömürlü olan diğerlerinin işledikleri salih amelleri işleyemezler diye düşününce, Allahü teâlâ Ona bin aydan hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti. (İ. Malik)Resulullah efendimiz, (Beni İsrail peygamberlerinden 80 yıl Allahü teâlâya ibadet eden oldu) buyurunca, Eshab-ı kiram hayret ettiler. Bunun üzerine Cebrail aleyhisselam gelip; “Ya Resulallah, senin ümmetin bu peygamberlerin, 80 yıllık ibadetine şaşarlar. Allah sana ondan iyisini gönderdi” diyerek, (Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır) mealindeki âyeti okudu. (Tefsir-i Mugni)Kadir gecesi hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(Dört gecenin gündüzü de gecesi gibi faziletlidir. Allah, o günlerde dua edenin isteğini geri çevirmez, onları mağfiret eder ve onlar bu günlerde bol ihsana nail olurlar. Bunlar, Kadir gecesi, Arefe gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi ve günleri.) [Deylemi](İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak, Kadir ... Devamı

Peygamberimizin (a.s.m.) son sözü, "namaz" oldu

2009-09-08 14:14:00

Resul-i Ekrem'in (a.s.m.) vefat edeceği gün sabah vakti, kendisinde bir hafiflik görüldü. Yanındakiler sevinerek, iyidir diye ayrılıp işlerine gittiler. Yanında yalnız kadınlar kaldı. Böyle ümitle ferahlık arasında iken Resul-i Ekrem (a.s.m.): – Kadınlar çıksın, bu melek yanıma girmek istiyor, dedi. Herkes çıktı, yalnız Hz. Aişe kalmıştı. Resul-i Ekrem'in (a.s.m.) başı onun kucağındaydı. Meleği karşılamak üzere Efendimiz (a.s.m.) oturdu. O da evin bir köşesine çekilmişti. Bir müddet melekle konuştuktan sonra tekrar Âişe Validemizi çağırdı ve başını onun kucağına koydu. Kadınlara da içeri girmelerini söyledi. Hz. Aişe, Resul-i Ekrem'e (a.s.m.): – Bu melek, Hz. Cebrail'e (a.s.) benzemiyordu, dedi. Resul-i Ekrem (a.s.m.) şöyle buyurdu: – Evet, ya Aişe, bu, ölüm meleği idi. Bana geldi ve "Allahu Teâlâ beni sana gönderdi ve iznin olmadan yanına girmememi emretti. İzin vermezsen geri dönerim, izin verirsen girerim. Ve yine sen müsaade etmeden ruhunu almamamı bana emretti. Emrin nedir?" diye sordu. Ben de kendisine  "Cebrail gelinceye kadar benden uzaklaş" dedim. İşte şimdi Cebrail'in gelme saatidir.   Hz. Aişe bunun üzerine, "Ne bir fikir yürütecek ne de bir cevaba muktedir olacak durumda idik. Büyük bir felâketle karşılaşmış gibi dehşet içinde kaldık. İşin önemine binaen kimsenin ağzından ses çıkmıyor, ehl-i beyt dehşet içinde bekliyordu. Tam bu sırada Hz. Cebrail'in (a.s.) kapıya geldiğini anladım. Selâm verdi, kadınlar çıktı. Hz. Cebrail (a.s.) girdi ve Resul-i Ekrem'e: – Allah Teâlâ'nın sana selâmı vardır, kendini nasıl bulduğunu sana soruyor. Şüphesiz O, senin nasıl olduğunu daha iyi bilir, ancak senin kerem ve şerefini artırmayı ve ümmetin arasında örnek olmayı kast etmişt... Devamı

Bazı tesbih ve duaların manaları

2009-08-31 08:19:01

Bazı tesbih ve duaların manalarıSual: Namazda ve günlük hayatta okuduğumuz aşağıdaki duaların manaları nedir?ALLAHü ekber: ALLAH büyüktür. [ALLAHü teâlâ, zihne gelen her şekilden ve hayallerden ve mahluklara benzemekten uzak ve kâmillikle vasf olunan her şeyden, daha büyüktür.]Sübhane rabbiyel azim: Azim olan rabbimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim. [Her şeyden büyük olan Rabbimi her türlü ayıp ve noksan sıfatlardan münezzeh ve mukaddes bilirim.]SemiALLAHü limen hamideh: ALLAHü teâlâ kendisine hamd edeni işitir, bilir.Rabbena lekel hamd: Rabbim sana hamd olsun.Sübhane rabbiyel a’la: Her şeyden yüksek, yüce olan Rabbimi bütün noksan sıfatlardan münezzeh ve mukaddes bilirim.Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü: Huzur ve selamet, ALLAHü teâlânın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.ALLAHümme entesselam ve minkesselam tebarekte ya zelcelali vel ikram:Ya rabbi sen selamsın, selam da sendendir [bütün afetlerden sen korursun]. Yüceltilmeye ve saygıya layık olan sensin.İstiğfar: Estağfirullah: ALLAH’ım beni affet.İstiğfar duası: Estağfirullah el-azim ellezi la ilahe illa hüv elhayyel kayyume ve etubü ileyh: Büyük ALLAH’ım, günahlarımı affet. Her şeyi yoktan var eden ve her an varlıkta durduran, yalnız Sensin! Sen hep varsın!Estağfirullah min külli ma kerihALLAH:Ya Rabbi, razı olmadığın, beğenmediğin şeylerden, yaptıklarımı af et, yapmadıklarımı da yapmaktan koru!Tehlil: La ilahe illALLAH veya (La ilahe illALLAHü vahdehu la şerikeleh, lehülmülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadir):ALLAH’tan başka ilah yoktur. O tektir ve ortağı yoktur. Mülk onundur. Hamd edilmeye layık olan Odur. Onun her şeye gücü yeter.Sübhan... Devamı

SubhanALLAH Elhamdulillah ALLAHuekber

2009-08-31 08:19:00

Tesbih/"SubhanALLAH":Cenab-ı Hakkı kusur ve noksanlıklardan tenzih etmek,buna karşılık,kul olarak kendi kusur ve noksanlıklarımızı hem sözümüzle hem fiilimizle itiraf edip kabullenmektir"SubhanALLAH" diyerek,İlahi huzurda kendi kusurlarımızı görüp istiğfar eder,Rabbimizi bütün noksanlardan pak ve müberra olduğunu,Rabbimizin dalalet ehlinin batıl fikirlerinden, yanlış zanlarında münezzeh ve ali olduğunu,kainatta gördüğümüz bütün kusur ve eksiklerden mukaddes ve uzak olduğunu kendi kendimize telkin eder, bütün alemlerin halifesi ünvanıyla İlahımıza takdim ederizTahmid/"Elhamdulillah":ALLAH'a bize layık gördüğü her türlü ihsan, lütuf ve nimetler için şükrümüzü bildirmek, buna karşılık, kul olarak da, kendi fakrımızı, yoksulluğumuzu, muhtaçlığımızı hatırlayıp ALLAH'a karşı sonsuz minnettarlımızı dile getirmektir"Elhamdulillah" diyerek, Cenab-ı Hakkın cemaline karşı dilimizle,kalbimizle ve bedenimizle şükranımızı arz eder, hem kendi ihtiyacımızın hem de bütün yaratılmışların ihtiyacının her an sonsuz bir rahmet ve kudretle karşılaştığını görüp ifade ederek, Rabbimizin ihsanlarına, nimetlendirmesine karşı şükreder, bütün yaratılmışlar adına O'nu hamd ve sena ile överizTekbir/"ALLAHuekber":Celali tecellileri ile biz Rabbimize nihayetsiz uzak olduğumuz halde, cemali tecellileri olan rahmetiyle, ihsanıyla, lutfuyla bize sonsuz yakınlığı gösteren,yani cemal ve cemal tecellilerini mükemmel bir dengeyle bize sunan Cenab-ı Hakka kemal sıfatıyla tazimlerimizi ifade etmektirBu anlamda,kemal,cemal ve celal dengesinin ifadesidir,yani ALLAHî tekbir etmemiz,ALLAH'ı tesbih etmemizin ve ALLAH'a hamd etmemizin sonucudur"ALLAHuekber" diyerek, Rabbimizin eksiksiz kudretine karşılık kendi zayıflığımızı ve aczimizi görüp itiraf ederizO'nun hiçbirleye muhtaç... Devamı

Subhaneke duası bize ne anlatır?

2009-08-31 08:17:00

Namazdaki sure ve dualar ALLAH ile kul arasında sonsuz ve sınırsız muhabbettir; huzurla dolu sohbettir. Sure ve duaları okurken namaz kılan kişi, ALLAH'a kavuşma ve O'nunla bütünleşme duygusunu yaşar. Subhaneke duasında namaz kılan kişi, "ALLAH'ı hamd, övgü, şükür ve takdir içerisinde tesbih ediyorum.'' dediğinde Rabbi, O'na 'Ben de seni hamd, övgü, takdir ve şükür içerisinde anıyorum, seni övülmüş kullarımın içerisine katıyorum. Bana dost ve övülmüş kullarımla beraber senin ey kulum, iki cihanda dereceni yükseltiyorum.' müjdesini verir. "Senin adın ne yücedir, Senin şanın ne büyüktür.'' (Ve Tebareke's-müke ve Teala ceddüke) dediğinde Rabbi O'na 'Senin adını ve şanını iki cihanda maddi ve manevi alanda yücelteceğim.' müjdesini sunar. Bu niyaz bize Kevser Suresi'ni hatırlatır. Müşrikler Peygamber Efendimiz'e (sallALLAHu aleyhi ve sellem) 'Sen öleceksin Senin adın, şanın şöhretin Seninle beraber yok olacak, soyu kesik Muhammed!' diye sataşırken Rabbi, Rasulüne (sallALLAHu aleyhi ve sellem)  "Adı şanı yok olacak Sana kin tutandır, Ey Muhammed.'' (Kevser 108/3) diyerek ona destek oluyordu. İşte biz de Rabb'imizi ''Senin adın ne yücedir, Sen'in şanın ne büyüktür.'' diye yücelttiğimizde Kevser Suresinde Rabb'imizin Rasulü'ne (sallALLAHu aleyhi ve sellem) verdiği müjde bizim için de geçerli olabilecektir. Rabb'imizin adını ve şanını yüceltirken bizler de iki cihanda adımızın şanımızın hiç unutulmayıp dostlar ve övülmüşler kervanında ölümsüz bir kul olma şerefine nail oluyoruz. Bir insanın namazı iki cihanda amel defterini kapatmayacak en büyük mucizedir. Namaz kılan insan, "Senden başka ibadet edecek yoktur.'' (Vela ilahe ğayruk) dediğinde kul Rabbine "Rabb'im ibadet ve itaat edeceğim, sonsuz sevgi, ş... Devamı

Bir çocuğun duası

2009-08-27 17:11:00

      Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu.Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip:      - Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi?Küçük çocuk, başını çevirmeden;- Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü.Adam, çocuğun yanına oturup:- Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum.     Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı. Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla:- Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur. Çocuk, büyük bir sevinçle:- Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri bilir mi?- Allah isterse eğer, ona öğretir!. dedi ihtiyar.     Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter. Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah'tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı.    O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşam üstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü... Devamı

Bir insanın ömrü ne kadardır?

2009-08-27 17:09:00

Bir insanın ömrü ne kadardır?Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakalli, nur yuzlu dedesine merakla soruyor : "Dedecigim! Bir insanin omru ne kadar olur?" Dede tatli bir gulucukle: "Ezanla namaz arasi kadar yavrucugum." deyince torun: "Nasil yani, omur bu kadar kisa mi?" der. Dede: "Evet yavrum. Omur, namazsiz ezanla, ezansiz namaz arasi kadardir." diye cevap verir.Torun yeniden sorar: "Namazsiz ezan ve ezansiz namaz sozlerinden ne kastettigini anlamadim dedecigim. Bu ne demek aciklar misin?"Dede sefkatle ellerinden tuttugu torununa: "Bak yavrum, gecenlerde komsumuzun cocugu dogdu. Cocugun kulagina ezan okundu degil mi? Iste o ezanin namazi kilindi mi? Kilinmadi.O ezan "Namazsiz ezan"di. Insan oldugu zaman kilinan cenaze namazinin da ezani yoktur. O da "Ezansiz namaz"dir. Aslinda o namazin ezani insan dogunca okunmustu kulagina. "Bak ey insan! Dogdun, ama oleceksin, omur cabuk biter, hayatini iyi degerlendir. Bosa vakit harcama!" ikazini yapiyordu o ezan.Iste yavrum EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakin bosa gecirme. Omrunu dolu dolu yasa, bir nefes bile bosluk birakma!" Devamı

Biliyorum ki

2009-08-27 17:07:00

Biliyorum ki, beni duyan, benim derdime derman olan SensinBiliyorum ki kimse dinlemez beni Senden başka,Senden başkasına anlatamam derdimi,İçimde yaktığın ateşlere su verecek olan Sensin,Düşmanım yok, ancak dostum, dostlarım var,Onları da ayırma benden, lütfettiğin güllerle hem-hâ l et beniGül bahçesinde koştur, dikenlere batır, yaralasın akıtsın kanımı, mürekkebimi, yaşımıBiliyorum ki dikenlere batmadan goncaya ulaşılmaz, goncalar açmaz,Gonca olursa gül, bülbüller dolar, pervane olur etrafında,Biliyorum ki gül Sensin, bülbül et beni, pervane et,Duyan Sensin, bakan Sensin, konuşan, yazan, okuyan, her yer Sensin, her yerde Sen,Yürüt beni, Sen yürütmezsen kırık kalır bestem, ayaklarım,Koştur beni, Sen koşturmazsan, yarım kalır yarışım, bakışım,Coştur beni, Sen coşturmazsan, akmaz gözlerden gelen deryalarım,Konuştur beni, Sen konuşturmazsan, sözlerim, zikirlerim eksik kalır,Derdimendim, derdi veren derman olandır, dert dediğim ne ki,İnleten, inlettiren Sensin, ancak SenFatma Yüksel Devamı

Allah(c.c) Demek…

2009-08-27 17:06:00

Allah(c.c) Demek…  Fakir bir genç, padişahın kızına aşık olmuş.Bu ümitsiz sevdasını gidip meşhur dervişine anlatarak yardım dilemiş. Derviş: “Evlâdım, şehrin girişinde tam yol ağzında otur, kim ne derse desin sadece ‘Allah’ diye cevap ver.” demiş.Fakir genç, denileni yapmış. Günlerce, aylarca şehrin girişinde başka hiçbir kelime konuşmadan “Allah” demiş. Derviş, yiyeceğini, içeceğini her gün getiriyormuş. Zamanla “Allah” diyen genç halk arasında meşhur olmaya başlamış. Nihayet bir gün padişah da genci merak etmiş. Dervişten, genç hakkında bilgi istemiş.Derviş, gencin devrin büyüklerinden olduğunu söylemiş. Padişah, kalkıp genci ziyarete gitmiş. “Kimsin?Derdin ne? Ne istersin?” demiş ise de, genç, padişaha karşı da “Allah” demekten vazgeçmemiş. Başka tek kelime konuşmamış.Derviş akşam gencin yanına gelmiş. “Padişah sana “Kızımı vereyim” diyene kadar, sen ondan sakın ola ki bir istekte bulunma!” diye tembihte bulunmuş. Nihayet bir gün padişah gelip: “Ne istiyorsun, istiyorsan seni kızımla evlendireyim.” deyince,Genç, dervişin şaşkın bakışları altında “Yok” demiş. Artık onu da istemiyorum.Ben başka birisinin hatırı için Allah dedim, Allah devrin padişahını ayağıma getirip, benim gibi miskin bir gence kendi kızını teklif ettirdi.Eğer Onun hatırı için Allah deseydim kim bilir ne olurdu?Ben bundan böyle Ondan başkasını anmıyor, ondan başkasını istemiyorum.”demiş.... Devamı

Ramazan'da İslam'ı seçen İngiliz öğretmen

2009-08-27 16:56:00

Ramazan'da İslam'ı seçen İngiliz öğretmenBir İngiliz öğretmenin ilk Ramazan heyecanı ve o zamandan sonra hayatında nelerin değiştiğinin hikâyesi.  Hasan Uncular / TİMETURKHayatımızın unutulmaz anlarına bir baktığımızda insanların ve yerlerin bizim için özel bir anlamının olduğunu ve bir fark edemesek de Allah'ın elinin günlük yaşantımıza nasıl müdahil olduğunu görürüz.Çoğu zaman, hayatımızın nasıl bir şekil aldığını ve bugün bizi nereye sürüklediğini fark edemeyecek kadar meşgulüz. Bağışlayan ve esirgeyen Allah'ın bizim üzerimizdeki ebedi planına etrafımızda olup bitenlere baktığımızda şükretmeyi öğreniyoruz.İdris Tevfik, Müslüman olarak geçirdiği ilk Ramazan'a bakıyor ve o zamandan sonra hayatında nelerin değiştiğini gözlemliyor. "İlk Ramazan'ım çok özeldi. Onunla alakalı bir şeyler anlatmadan önce, ondan iki sene önceki Ramazan'dan bahsetmek istiyorum" diyor.Tevfik, bir İngiliz yazar ve öğretmen. Çok farklı İngiliz okullarında dini eğitimler bölüm başkanlığı da yapmış, birkaç yıl önce Müslüman olmuş eski Roma kilisesi rahiplerinden aynı zamanda.NAMAZ KILMALARI İÇİN SINIFIMI VERDİM Tevfik, "Tek halı kaplı ve lavabolu sınıf benimki idi, ki bunlar namaz kılanlar için temel ihtiyaçtı. Öğrencilerin bu isteklerini kabul ettim ve artık orada namaz kılmaya başladılar.Bir Ramazan boyu öğlen yemeği vakti benim sınıfımda namaz kılmalarını seyrettim onların. Cuma günleri ise cemaatle Cuma namazı kılıyorlardı" diyor.ÖĞRENCİLERİM BANA ÖRNEK OLDUO Ramazan'ın sonuna doğru Müslümanların nasıl ibadet ettiklerini öğrendiğini söyleyen Tevfik, o zaman, anlamlarını bilmediği halde ezberden duaları kendi kendine okuyabildiğini anlatıyor.Ramazan'dan sonra da, bir yıl boyunca öğlen arasında, öğlen namazlarının sı... Devamı

Namaz hayatın gereğinden fazla dünyevileşmesine karşı alınmış il

2009-08-27 16:55:00

Namaz hayatın gereğinden fazla dünyevileşmesine karşı alınmış ilahi bir önlemdir. Dünyadaki insanı zaman iğnesiyle her gün beş yerinden ahirete diken bir göksel dikiştir namaz.Namaz mü'minin miracıdır. Bu nedenle namazla uzay yolculuğu arasında garip benzerlikler bulunabilir: Taharet, kalbin uçuşa hazırlanması Sünnet, motorun ısındırılması İftitah tekbiri, kalkışa geçmek Kıraat, yakıt Rükû, rota Secde, kavuşma ve tekmil Son oturuş, iniş Selam ise; bütün dünyaya "ben miracımı tamamlayarak aranıza yeniden döndüm" diye haber vermektir.Namaz bir sırat yürüyüşüdür:Sağınız cennet, solunuz cehennemdir. Ardınız dünya, önünüz ahirettir.Mustafa İslamoğlu... Devamı