Dr.SHAHID ATHAR tarafından kaleme alınan ve çok sayıdaki internet sitelerinde İngilizce olarak yayınlanan bu makale, İslamda yasaklanmış
çeşitli gıda maddesinin, insan hormonları ve davranışları üzerindeki etkilerini bilimsel olarak ortaya koyması bakımından büyük bir önem
arzetmektedir. Makaleyi, Editörümüz Dr.Müh. H.K.Büyüközer tercüme etmiş, üyelerimizden Dr Kubilay Eryılmaz da gözden geçirmiş ve redaksiyonunu yapmıştır.
Dr.SHAHID ATHAR KİMDİR?
Dr. Shahid Athar, halen İndiana Üniversitesi, School f Medicine'de klinik associate profesör. İndiana polisde St. Vincent Hospital'de Endokrinoloji bölüm şefi. Islamic Medical Association of North merica(IMANA)'ın seçilmiş başkanıdır. 6 kitab yazdı. 120 cıvarında İslami konularda makaleleri yayınlandı
Kuran-ı Kerimin helal ve haram konusundaki ayetleri iyecekler:
-O, size yalnız şunları haram kıldı: Ölü hayvan, kan, domuz eti, bir de ALLAH'tan başkası adına kesilen hayvanlar. Sonra kim bunlardan yemeye mecburkalırsa, başkasının hakkına tecavüz etmemek ve zaruret ölçüsünü geçmemek şartıyla ona da bir günah yükletilmez. Çünkü ALLAH çok bağışlayıcıdır, çok Merhametlidir. (2: 173)
-Leş, kan, domuz eti, ALLAH'tan başkasının adı anılarak kesilen; boğulmuş, urulmuş, yukardan düşmüş, boynuzlanmış, canavar yırtmış olup da canlı iken kesmedikleriniz; dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanan hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet (şans) aramanız size haram kılındı. Bunların hepsi doğru yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, dininize karşı ümitsizliğe düşmüşlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım. Size din olarak İslâmı beğendim. Kim açlıktan daralır, günaha istekle yönelmeden bunlardan yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Çünkü ALLAH bağışlayan, merhamet edendir. Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: "Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı." ALLAH'ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine ALLAH'ın adını anın (besmele çekin), ALLAH'tan korkun. Muhakkak ALLAH, hesabı çabuk görendir.(5:3-4)
-De ki: "Bana vahyolunanda, (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuz eti - ki bu gerçekten pistir yahut ALLAH'tan başkası adına kesilmiş bir hayvan olursa, bunlar haramdır. Ama kim çaresiz kalırsa, (başkasının hakkına) tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere (bunlardan yiyebilir)" Çünkü Rabbin çok bağışlayandır, merhamet edendir. (6:145)
-O size ancak ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve ALLAH'tan başkası adına kesilenleri haram kıldı. Her kim bu haram şeyleri yemeye mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan ve aşırı gitmeden yiyebilir. Şüphesiz ALLAH, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.(16:115)
Sarhoşluk verenler:
-Ey Muhammed! Sana şarap ve kumardan soruyorlar. De ki: Bu ikisinde büyük bir günah, bir de insanlar için bazı menfaatler vardır. Fakat günahları,menfaatlerinden daha büyüktür. Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece ALLAH, size ayetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz. (2:21)
-Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki ALLAH çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır. (4:43)
-Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz. (5:90)
-Şeytan, içki ve kumarla sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi ALLAH'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi? ( 5:91)
Peygamber Muhammed(sav)'in helal ve haram konusundaki Hadisleri :
Numan b. Beşir(r.a.) rivayet ettiğine gore Resul-ü Ekrem(s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Şüphesiz ki helal belli, haram da bellidir. Bu ikisi arasında çok kimselerin bilmedikleri şüpheli şeyler vardır. Her kim şüpheli şeylerden korunursa, dinini ve namusunu korumaya talip olmuş demektir. Kim ki şüpheli şeylere dalarsa, tıpkı bir korunun çevresinde hayvanlarını otlatan bir çobanın sürüsünün çok geçmeden o koruya dalacağı gibi o da haramların içine düşüverir. Dikkat ediniz, her hükümdarın bir korusu vardır. İyi dinleyiniz: ALLAH'ın korusu da yasaklarıdır. Uyanık olunuz: Vücudun içinde bir çiğnem et vardır. Oiyi olduğunda bütün cesed de iyi olur. O bozulduğunda ise bütün bünye fesada uğrar. Biliniz ki o kâlp'dir." (Buhari ve Müslim)
Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ettiğine göre Resul-ü Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur. "Şüphe yoktur ki. ALLAH-u Teala Hazretleri paktır, ancak pak olanları kabul eder. Cenab-ı Hak, Peygamberlerine neyi emretti ise, müminlere de onu emretmiştir. Hak Teala, Peygamberlere: "Ey Peygamberler, pak ve helal taamlardan yiyiniz. İyi ve hayırlı işler yapınız. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim." (Kur'an, 23:5 1)
Müminlere de:" Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların hoş ve temiz olanların- dan yiyin ve ALLAH'a şükredin, eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız." (Kur'an, 2:172), buyurmuştur.
Sonra Resul-ü Ekrem (s.a.v.) bununla ilgili olarak:
"ALLAH yolunda sefer yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam, ellerini göklere uzatarak:"Ya Rab, ya Rab!" diye yalvarıyor. Hâlbuki onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böylesinin duası nasıl makbul olur?" buyurmuştur.(Müslim)
"Her kim ki, vücudunun uzviyeti haram lokma ile teşekkül etmiştir. Artık cehennem, o vücuda yaraşan en iyi bir makardır." (Sahih-i Buhari, Taberani
Said İbn-i Yezîd tarikıyle Ömer İbn-i Hattab)
Bir adam, Resulullah (s.a.v) Efendimizden içkiden sordu. Efendimiz onu içkiden men etti. Bunun üzerine o adam dedi ki: "Ben onu sadece ilaç olarak
kullanıyorum." Resulullah (s.av) efendimiz şu cevabı verdi: "O bir devâ değil, hastalığın ta kendisidir." (Sahih-i Müslim- Müsned-i Ahmed)
"Her sarhoşluk veren hamr içkidir, ve her içki (hamr) haramdır."(Ebu Davud - Sahih-i Müslim)
"Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır."(Ebu Davud - Tirmizi)
"Şüphesiz ki ALLAH hem hastalık, hem de onu tedavi eden ilacı indirilmiştir; her hastalık için bir devâ yaratmıştır. O halde kendinizi tedavi edin, haram
ile tedavi olmayın!"(Ebu Davud)
"Şüphesiz ki ALLAH sizin şifanızı size haram kıldığı şeylerde kılmamıştır." (Şifayı o gibi maddelere yerleştirmemiştir.)(Buhari - İbn Mes'ud (r.a) )
"ALLAH içkiye, içene de, sunana da, satana da, satın alana da, sıkana ve sıktırana da, taşıyana da, kendisine götürülene de ve parasını yiyene de
lanet etsin.(Ebu Davud)
"ALLAH içkiye, onu içene, dağıtana, satana, satın alana, üzümünü sıkana, kendisi için sıktırana, taşıyana ve kendisine taşınana ve parasını yiyene
lanet etsin.)
"ALLAH (c.c)'a ve ahirete inanan içki içmesin, içki içilen sofraya da oturmasın." (Taberânî)
Takdim:
İlahî yasaklar için bir müminin ,her zaman bilimsel bir gerekçe bulması
gerekmemek- tedir. Mamafih,bir mümin, böyle bir bilimsel gerekçeyi görmüş ve
bulmuşsa, imanlarını artırmaya vesile olacağını düşündüğü bu bilgiyi diğer
müminlerle paylaşmalıdır. Böyle yapılırsa, Kuran'ın güvenirliliği daha da
güçlendirilmiş olacaktır.
Biz inanıyoruz ki, tüm Kuranî ifadeler doğrudur ve eğer bilim henüz onları
tasdik etmemişse, bugün, verilerini dikkatle gözden geçirmek için daha derin
ve tecrübeyi tekrarlama ihtiyacında olabilir. Gelecekte bu ihtiyacını
giderdiği zaman tasdik edeceğine inanıyoruz. Tıb kökenli olmayan okuyuculara
faydalı olabilmesi için, yasaklanmış gıda, sarhoşluk vericiler ve katkı
maddelerinin hormonal ve davranış üzerindeki etkilerinin söz konusu olduğu
konuyu anlatmadan önce, bazı tıbbî terimleri ve aralarındaki ilişkileri
tanımlamalıyım.
Hormonlar:
Bunlar, Endokrin(içe ait) bezlerinin güçlü salgılarıdır. Bütün organların ve
hatta her bir hücrenin fonksiyonlarını kontrol ederler.
Proteinler(peptidler) ve doğadaki sterollerden yapılırlar. Endokrin
bezlerinin en önemlileri; hipofiz için serbest hale gelmiş muhtelif
hormonları salgılayan hipotalamus ve hedef endokrin bezleri için hormon
salgılayan hipofizdir. Her ikisi de beyinin içindedir. Hedef endokrin bezler
ise şunlardır, troid bezleri, troid hormonlarını salgılarlar.Troid
hormonları, metabolizmamızı, enerji seviyemizi ve sıcaklık toleransımızı
kontrol eder.
Bunların yanında, kalsiyum metabolizmamızı kontrol eden paratroid bezleri
yer alır. Karın boşluğunun böbrek üstünde kortizon salgılayan böbreküstü(
adrenal)bezleri bulunur. Bu hormonlar, yaşamı koruyan temel hormanlardır.
Adrenal bezlerinin ürettiği katekolaminler ve aldosteron kalp hızı ve kan
basıncını kontrol ederler. Steoridler ve katekolaminler kolesterolden
türetilirler.
Karın içerisinde bir de pankreas vardır ki, kan şekerini düşürmk için
ünsilin, düşük kan şekerini yükseltmek için glukogon salgılar. Biraz daha
aşağıdaki alt karın boşluğunda bulunan üreme (yumurtalık ve erbezi) organlar
ki, sırayala estrojen, progesteron ve testosteron salgılarlar.
Bütün bu hormonlar içsel kontrola sahiptirler ve herbiri diğerini etkiler.
Bunlar bizim büyümemizi, kas yapımızı, kemik gelişimimizi, ısı
toleransımızı, kan basıncımızı, enerjimizi, doğurganlığımızı, cinsel
arzumuzu, susama ihtiyacımızı ve genelde sağlık içinde olmamızı kontrol
ederler.
Hormonlar davranışlarımıza nasıl etki ederler?
Serbest hale gelen hormonların salgılama yeri ile beyindeki sinir sistemi
arasındaki iletişimi sağlayan kimyasal taşıyıcıların yeri, hipotalamik alan
içerisinde aynıdır. Pisikotropik ilaçların çoğu, hipotolamik alanın içindeki
epinefrin, norepinefrin, serotonin, dopamin veya endorfin seviyelerini ifade
eden kimyasal taşıyıcıların seviyelerini ya artıran veya düşüren etki yapar.
Benzer şekilde, kimyasal taşıyıcılar, hormonal salgılamayı etkiler. Klinik
olarak, endokrin bozukluklarında davranışla ilgili çeşitli kanıtlar
görüyoruz.
Hipoglisemik hastalar (düşük kan şekeri), depresyona ve zayıf zihinsel
konsantrasyona uğrarlar ve düşük trioidli hastalar güçsüzlüğe ve deprasyona
düçar olabilirler. Buna karşın yüksek trioidli hastalar heyecan, asabiyet ve
uykusuzluk rahatsızlıklarına düçar olurlar. Düşük kortizonlu hastalar
(Edison hastalığı) şiddetli depresyona uğrayabilirler, buna karşın yüksek
kortizonlu hastalar halusinasyon ve psikoz rahatsızlıkları ile
karşılaşabilirler.
Yüksek testosteronlu hastaların suç işlemeye meyil göstermesine karşın,
düşük testosteronlu hastalar adaptasyonda davranış bozuklukları gösterirler.
Fizyolojik olarak, erkek ve kız çocukları oyun oynama davranışında
farklıdırlar. Meselâ, ergenlik öncesi yaşlarda dahi cinsel hormonlarındaki
farktan dolayı pasifliğe karşılık atılganlık davranışları görülür. Cinsel
farklılığın tamamlanmasından sonra bu davranış şekilleri daha açık bir
şekilde yerleşir. Aslında, belirli bir cinsiyetin cinsel hormon seviyesinin
değişimi ile sadece o cinsin cinsel davranışı değiştirilmez, fakat
cinsiyete özgü kuvvetlilik de değişime uğrar.
Bir denemede, annelerine hamile iken testosteron hormonu uygulanmış dişi
farelerde, müşahade altındaki fareye nazaran cinsel etkinliklerinin arttığı,
kaba güce dayalı oyunlar ve baskıcı akranlarının erkek davranış örnekleri
görülmüştür. Bu, testosteron uygulama- sının, sadece uygulanana değil, ondan
doğacak bireylere de etki ettiğini göstermektedir.
Hormonlar, doğrudan değil, ancak dolaylı olarak, şeker, kasiyum, sodium
dengesini kontrol etmekle, genelde öfke, sevgi, şüphe, panik atak ve heyecan
içeren davranışı etkilemektedir. Çocuklardaki hiperaktivite düşük kan
şekerinden veya pekçok gıda koruyucuları, nitratlar ve DyeNo.5 gibi renk
ajanları tarafından tetiklenebilmektedir. Hormon ve davranışlar üzerinde bu
kadar uzun durmamızdan sonra, ana konumuza dönmek istiyorum.
Domuz etinin ve yağının hormonal ve davranışsal etkileri
Domuz eti ve yağı, sadece Müslümanlara yasak değildir, fakat "domuz leşle
beslenerek ve pislik yiyerek şekillendiği" sebebiyle Musevilere ve
Hıristiyanlara da yasak edilmiştir. Eski Ahit' te " o(domuz) size temiz
değildir. Onun etini yemiyeceksiniz." şeklinde bahsedilmekte, İncil'de de
Hz. İsa(as)'ın hayatında domuz yediğine dair herhangi bir ifade
bulunmamaktadır.
Domuzun Hayatı
İlk elden fikir almak için, Domuz yetiştiren İndiana'ya bağlı Fisher'in
çiftçileri ile bir mülakat yaptım. Bu çiftçilere göre, otlak ihtiyacı
olmadığı gibi gübrenin ve diğer ölmüş etlerin artıklarının da bulunduğu
maddelerin üzerinde yaşayabildiği için, domuz besiciliği daha ucuzdur. Hatta
kendi dışkısını da yiyebilmektedir. Cinsel davranışları da sığır, koyun ve
keçi benzeri diğer hayvanlardan farklıdır. Herhangi bir zaman ve herhangi
bir yerde cinsel ilişki ile meşgul olmasında domuz çok az çekinir. Dişi
domuz, cinsel ilişkilerde çok agresiftir. Cinsel ilişkiye hazır olduğu
zaman, ilişkiye girene kadar başka hiçbir şeyle ilgilenmez. Domuzlar da
köpekler gibi cinsel ilişkiden sonra birbirlerinin cinsel organlarını
yalarlar. Halbuki, sığır, koyun ve keçi gibi diğer memelilerde böyle bir
davranış görülmez.
Domuz yağı, diğer hayvan yağlarından niçin farklıdır?
Bir enerji kaynağı olan yağlar lipidlerdir. Bunlar bitki kökenli veya hayvan
kökenli olabilirler.Trigliseridler 1 molekül gliserol ve 3 molekül yağ
asidinden oluşan doğal bir yağdır. Yağ asitleri doymuş veya doymamış
olabilirler. Daha fazla doymamış yağlar yüksek erime noktasına sahiptirler.
Yağın iyot değeri doymamışlığın derecesini verir. Domuzyağı'nın iyod değeri
65, sığıryağı'nın 45 ve koyunyağı'nın 32 dir. Yeme işleminden sonra, yağın
emulsifikasyonu mideye ait lipasla birlikte mide içinde meydana gelir.
Pankreatik lipas tarafından trigliseridin gliserol ve yağ asitlerine
hidrolizi oluşur. Yağ asitleri ve gliserol, kas, kalp, böbrek ve karaciğer
gibi çeşitli dokular tarafından enerji kaynağı olarak kullanılır.
Otobur hayvanlar,trigliserid molekül yapısında doymamış yağ asitlerine sahip
olmalarına karşın, etobur hayvanlar doymuş yağ asitlerine sahiptirler.
Pankreatik lipaz eğer doymuş yağ asitleri yapısında ise trigliserid
molekülüne hidroliz olamaz. Köpek, fare, kedi ve domuz gibi etobur
hayvanların yağları doymuş yağ asitlerine sahiptirler ve bu sebeple
trigliserid molekülüne hidrolize edilemez.
Eğer bir kimse otobur hayvanın yağını yerse, yağ hidroliz olabilir,barsakta
emilebilir ve daha sonra yeniden sentezlenerek insan yağı olarak
depolanabilir olduğu halde, etobur hayvanların ve domuzun yağı hidrolize
yapılamaz ve bu sebepten dolayı insan vücudundaki adipoz dokularda etobur
hayvanların yağı ve domuzyağı olarak depolanır.
Domuz yağının depolanmasının insan hormon ve davranışları ile ilişkisi nedir?
Vücutta kanla beraber dolaşan hormonlar, proteine bağlı veya serbest
formlardadır. Serbest formdaki hormonlar, aktif olabilmek için önce yağ
dokusundaki alıcıya bağlanmak zorundadır.Şişmanlık, yağ dokusundaki
alıcılar(reseptörler)'in sayısını azaltır, bu sebeple hormonlar faydalı
olamazlar. Mesela, hormon insulin ise, şeker hastalığına yol açar, hormon
testosteron ise, adet görememe ve doğurganlıkta azalmaya yol açar. Yağ
miktarı hormonun salgılanmasını da kontrol eder.
Bundan dolayı az yağlı atletik kızlarda aybaşılarının geciktiğini, aşırı
kilolu az hareketli kızlarda ise erken oluştuğunu görüyoruz. Domuz yağı depo
edilmiş insanlarda hormonların bağlarında düzensizliğin olduğu kabul
edilebilir. Bu sebeple, onlar kan dolaşımları içinde daha yüksek seviyede
aktif hormona sahiptirler. Mümkündür ki, domuz yiyen toplumların cinsel
hayatlarındaki sapkınlık ve anormal cinsel ilişki pratikleri ne yedikleri
ile bağlantılıdır. Bunlardan sonra, beslenme uzmanları tarafından " Siz ne
yiyorsanız osunuz." denebilir. Buraya kadar, domuzun hormonlar ve
davranışlarımız üzerindeki etkileri anlatılmaya çalışıldı. Domuzun
kolesterol, sodyum ve kalp hastalıkları ile ilişkisini görüşme imkânı
olmadı.
Ölü eti ve kan yemenin etkileri
Ölü eti, kesimi yapılmadan ölmüş ve kanı dışarı akıtılmamış bir hayvanın
etidir. Kan yeme, sadece cahiliye devrinde Arabistan'da veya hatta Afrika'da
yaygın olan kan içme değildir. Fakat, hayvanın usule uygun öldürülmemesinden
dolayı içerde kalmış kan da aynı durumdadır. Bütün hormonlar ve antikorlar
kanda tutulur. Virüsler de dahil bütün bulaşıcı organizmalar, kanda gelişme
imkânı bulur. Bu sebeple bu tür şeylerin yenmesi tehlikelidir. Köpek, kedi
ve aslanlar gibi etobur hayvanlarda bulunan hayvan içgüdülerine de neden
olabilir.
Alkolün Hormonal Etkileri
Akut ve kronik alkolizmin her ikisinde de endokrin bezleri etkilenir. Akut
alkolizm kan şekeri düşüklüğüne sebep olabilir ki, şiddetli ve komaya
götürücü sonuç verebilir. Bu, teşhis edilmeli ve glikojene tepki
vermeyebileceğinden damar içi dekstrosla tedavi edilmelidir. Düşük kalsiyum
sonucunda oluşan düşük magnezyum konsantrasyonun bir diğer etkisi, kas
kasılmaları ve hatta felçdir. İdrar çıkışındaki artış, antidiüretik hormonun
baskısı ile alakalıdır. Kronik alkolizm, pankreasın iltihabına ve
yetmezliğine yol açar. Pankreatik endokrin sisteminin yetersizliği sonucu
bazen diabet'e ve bazen de ekzokrin bezi yetersizliği sonucu besinlerin
emiliminde bozulmaya yol açar. Bu, testosteron üretiminin düşmesine yol açan
protein eksikliğine götürür. Erkeklerde memelerin anormal büyümesine,
kısırlığa, kadınlarda da aybaşının kesilmesine yol açar. Karaciğer hastalığı
ile bağlantısı olan alkol, testislerin aktivitesinin tam olarak düşmesine
yol açan testislerin dumura uğraması ile testosteronun yok olmasının
hızlanmasına neden olur. Sperm formasyonu da kısırlığa yol açar. Alkolik
annelerden doğan bebeklerde, keseye inmeyerek karın içinde kalan testisler
ve noksan uzuvlar olabilir.
Alkolün davranışlar üzerindeki etkileri
Bir santral sinir sistemi (SSS) baskılayıcısı olan alkol, hareketlerimizi
kolaylaştıran ve engelleyen yolların her ikisini de bastırır. İnsanı utanma
duygusundan soyutlayan ve kontrolden çıkaran ikincisinin baskısıdır. Bu
sebeple, alkollü kişi normal bir insanın yapamayacağı ne gibi davranışlar
varsa, mesela küfürlü kaba konuşmayı kullanır, her kesin içinde alenen
soyunur vs. gibi davranışları alkolün etkisi ile pervasızca yapar. Beyin
fonksiyonunun %50-70 devre dışı kaldığı tanımlanmış daha önemli davranış
bozuklukları vardır ki bunlar: hafıza kaybı, depresyon, (akut, kronik ve her
ikisi), yüksek intihar sıklığı, ruhsal iniş çıkışlar, ara verme durumunda
deliriyum gerginliği ve akut içimlerde baygınlık nöbetleri. Bütün bu
arazların sebebinin üçte biri alkolizmle ilgilidir. Alkol sarhoşluğu
altında, zihinsel doğru düşünme ve motor beceri zarar görür. Bazen bilinç
seviyesi de zarar görebilir. Alkol, aile içi şiddet, cinsel şiddet, tecavüz,
saldırı ve çocuğa dönük kötü muamele olaylarının kökenlerinde de
bulunabilir. Alkol iddia edildiği gibi cinsel arzuyu tahrik etmez. Alkol,
sadece merkez sinir sisteminin libido üzerindeki etkisini bastırmakla
kalmaz, seks organlarına giden kan akışını ve buna bağlı olarak setleşmeyi
de önemli ölçüde düşürür ve o sebeple cinsel performansı azaltır.
Narkotiklerin(Kokain ve marijuana) hormonlar ve davranışlar üzerindeki
etkileri LSD ve kokainin her ikisi de testosteron ve LH kan düzeylerinde azalmaya
neden olurlar. Afrodizyak etkilerinin sebebi bölgesel olarak his kaybından
dolayıdır. Buna bağlı olarak, uzun süreli ereksiyon ve merkezi uyarı sebebi
ile genel bir keyif hali sağlanır. Bastırılmanın bastırılmasıyla, depresyon,
anksiyete ve ajitasyonun tetiklemiş olduğu neşenin(mutluluğun)yanlış bir
algılaması olarak anormal cinsel ilişkiye girmeye cesaretlendirirler. Panik
ataklar, intihar etme eğilimi, şiddet davranışları az değildir. Kronik
kullanım, şizofreniye, paranoyaya ve çeşitli psiyatrik bozukluklara sebep
olur. Hatta kokainman annelerden doğan bebekler geri zekâlılık alametleri
gösterirler.
Katkı maddelerinin hormonlar ve davranışlar üzerindeki etkileri
Eğer, domuz, domuz yağı, alkol, kakoin gibi yasaklanmış Katkı maddeler
tüketilmiş ise, etkileri erkenden ortaya çıkmayabilir. Buna karşılık, küçük
miktarlarda kullanılmaları sebebi ile etkileri de yavaş yavaş ve birikerek
olacaktır. Esasında, düşük kan şekerine neden olan şeker gibi,
hipertansiyona neden olan sodyum gibi, et ve unlu gıdalarda kullanılan ve
kanserle bağlantılı nitritler, nitratlar, sülfitler, sülfatlar gibi, kobay
farelerde mesane kanserine neden olan sakkarinler, beyin hasarı ile ilgili
olduğu söylenen aspartam yapay tatlandırıcılar gibi ve kadında vajinal ve
rahim kanserine neden olabilen DES(dietylstilbestrol, yağ ve kas kitlesini
artırmak için sığırlara verilen kadınlık hormonu) gibi şeyler daha büyük
önem taşımaktadırlar.
Sonuç
Yukarıda anlatılan tüm alanların üzerinde daha kapsamlı araştırmalar
yapılmalıdır. Bilhassa Müslümanların hayatına zarar verecek olanların,
verecekleri zararları daha doğru olarak tayin ve tesbit edebilmek için bu
araştırmalar çok önemlidir. Her ne kadar Müslümanlarda yasaklanmış şeylerin
kullanımı bulunmazsa da, batının rock müzüği, testislerin hararetine zarar
veren tayt biçimi kıyafetler gibi yasaklanmamış şeylerin etkileri ile sağlık
ve ruhlarına gelebilecek tehlikeler, gayri meşru cinsel uygulamalar ve
sigara da önem arzederler.
Kaynaklar:
Kur'an;2:173,5:4,6:145,16:115,2:219,4:43,5:98,5:91.
Yusaf Al Qardawi; The Lawful and Prohibited in Islam: 39-63
Hussaini, M.M. and A.H. Sakr. 1983, Islamic Dietary Laws and Practices, Published by the Islamic Food and Nutiition Council of America, Chicago, Illinois U.S.A.
William,R.H.;Test Book of Endocrinolocy. 6th edition:chapter on Psychoendocrinolo
Felig & Baxter; Endocrinology and Metabolism.
Goodart & Shils; Modern Nutrition in Health And Disease: 6th edition.
Badri,M.B.; Islam and Alcoholism: ATP Publication, lndianapolis.
Saud, M.A.; Sex Roles in Muslim Families in U.S.A.; Published in Al-ittihad.
Drucker, WM; Endocrinc Abnormalities caused by Alcobolism; Medical Aspect of Human Sexuality-Vol. 16, No. 12, Dec. 1982.
Eckardt et a]; Health Hazard Associated with Alcohol Consumption: JAMA 1981.
Washton and Stone; Human Cost of Cocaine Use; Medical Aspects of Human Sexuality-Vol. 18, No. II, Nov. 1984.
Makalenin yayınlandığı sitelerden bazıları:
www.islamic-world.net/sister/h16.htm
www.islam-usa.com/im19.html
www.eat-halal.com/articles/prohibitedfoods.shtml
www.muslimtents.com/aminahsworld/Effects.html
www.ummah.com/forum/archive/index.php/t-2209.html
www.islamawareness.net/Hospitals/