İyiBirYer

Google
 
Google Gruplar
İyiBirYer grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

10/4/2008

Selamlaşmak, Tokalaşmak ve Hediyeleşmek

İbn-i Mes’ud’dan (Radiyallahu Anh):

"Allah Resûlü (Aleyhisselatü Vesselam) buyurdu ki:

– El sıkışmak (tokalaşma-musafaha), selamı tamamlar."

(Tirmizi/İsti’zan 31)

---

Ata-i Horasanî’den (Radiyallahu Anh):
"Allah Resûlü (Aleyhisselatü Vesselam) buyurdu ki:

– Musafaha yapınız ki, Aranızdaki kırgınlıklar gitsin.

Hediyeleşiniz ki, birbirinize sevgi doğsun. Aranızdaki düşmanlıklar (hoşnutsuzluklar) yok olsun."

(Muvatta/Hüsnü’l-Hulk 16)

9/4/2008

Körler ile ilgili hadis

Resululi Ekrem Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki:

Allah Teâlâ Azze ve Celle, Cebrâil’e (Aleyhisselam):

– Ey Cebrâil, iki gözü kör olan bir mü’min, bu haline sabrederse, mükâfatının ne olacağını bilir misin? buyurdu.

Cebrâil (A.S.):
– Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Biz ancak bize bildirdiğini bilebiliriz, dedi.

Allah teâlâ da:
– Onun mükâfatı, ebedî olarak Cennet’te kalmak ve benim cemâlime doya doya bakmaktır, buyurdu.

(Taberânî)

6/11/2007

bütün sevap ve mükâfatımız âhirete kaldı.

Hz. Ömer´den:

"Bir gün Resûlüllah´ın yanına girmek için müsaade istedim. Hücre-i saadetine kabûl buyruldum. Kaba bir kilim üzerine yatmışlardı. Kilim küçük olduğu için, mübarek vücutlarının bir kısmı toprak üstünde kalıyordu. Başlarının altında, hurma lifi ile doldurulmuş bir yastık vardı. Selâm verip yanlarına oturdum. Daha sonra dayanamayıp sordum.

- Ya Resûlâllah, sen Allah´ın Peygamberi ve Habîbi (en sevdiği varlık) olduğun halde, niye bu vaziyettesin? Halbuki Kisrâ ve Kayser, altından divanlarda, ipek ve atlastan yataklarda yatıyorlar.

Bunun üzerine Resûlüllah buyurdu ki:
- Onlar bütün nimetleri bu dünyada tadıyorlar. Halbuki bu dünya nimetleri çok çabuk biter. Biz ise öyle bir kavimiz ki, bütün sevap ve mükâfatımız âhirete kaldı.

(Hâkim)

11/10/2007

Bayram Sevinci

Enes ibni Malik Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Cahiliye devrinde yılda iki gün vardı ki, halk o günlerde eğlenirdi.
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem Medine'ye gelince şöyle
buyurdu:

"Sizin de eğleneceğiniz iki gününüz var. Allah, Cahiliye devrindeki o
günlerin yerine size daha hayırlısını verdi. Onlar Ramazan ve Kurban
Bayramı günleridir." (Nesâi, İydeyn: 1)

Ramazan ve Kurban Bayramlarının dinimizdeki önemi, İslâmın iki temel
ibadeti olan oruç ve hac ibadetiyle ilgili olmalarından kaynaklanır.

Ramazan Bayramı oruç ibadetine duyulan bir şükrün sevincidir, Kurban
Bayramı da kurban ve hac ibadetinden dolayı duyulan bir şükrün
sevincidir.

Ramazan Bayramı, oruç gibi bir ay süren meşakkatli bir ibadete
gösterilen sabır imtihanının başarılması demektir.

Nefislerini bir ay süreyle Allah rızası için yeme, içme ve cinsel
arzularından alıkoyan mü'minler, böylesine bir bayramı hak ederler.
Ramazan Bayramı bu anlamda bir aylık Ramazan orucunun toptan iftar
vaktidir. Bu sır içindir ki, bu bayrama "Fıtır Bayramı" adı
verilmiştir.

Her gün oruçlarını kusursuz tamamlayanların iftarla sevindikleri gibi,
bir ayı tamamlayanların da bayramla sevinmeleri, Ramazan Bayramının en
manalı ve duygulu bir yönünü teşkil eder.

Her sene bu iki bayramı kutlamanın sevincini yaşarız. Allah'a olan
şükrümüzü bir kat daha arttırmaya çalışırız.

Enes ibni Mâlik Radiyallâhu Anhın anlattığına göre Resulullah
Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ramazan Bayramı günü birkaç tane hurma
yemeden bayram namazına çıkmazdı. (Buhari, İydeyn: 4)

Cabir ibni Abdullah Radiyallâhu Anh Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellemin bayram namazını şöyle anlatıyor:

"Bayram günü Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle birlikte namazda
<******> hazır bulundum. Hutbe okumadan önce, ezan okumadan ve kamet getirmeden
namaza başladı. Sonra Bilal'e dayanarak ayakta iken Allah'a karşı
takva üzere bulunulmasını tavsiye etti. Allah'a itaate teşvik ederek
halka vaaz ve nasihatte bulundu. Sonra yürüdü, kadınların bulunduğu
tarafa gelince onlara vaaz ve nasihatt etti." (Müslim, Salâtü'l-
İydeyn: 4)

Bayram namazından sonra sadaka vermek de Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellemin üzerinde önemle durduğu hususlardan biridir. Bu konudaki
hadis-i şerifin meali şöyledir:

İbni Abbas Radiyallâhu Anhümâ anlatıyor:

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem, Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile
birlikte Ramazan Bayramı namazında hazır bulundum. Bunların hepsi de
namazı hutbeden önce kıldırır, sonra da hutbeyi okurlardı.

Bir defasında Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemin hutbeden sonra
minberden aşağıya indiğini, cemaatin dağılmaması için eliyle "oturun"
işareti yaptığını görür gibiydim.

Sonra yanında Bilâl olduğu halde, erkeklerin saflarını yara yara
kadınların bulunduğu yere geldi. Resulü Ekrem:

"Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak,
hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle
ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte
sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman,
biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz
Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir" (Mümtehine Suresi, 12)
âyetini okuduktan sonra kadınlara:

"Sizler bu biat üzere sabit misiniz?" diye sordu.

İçlerinden kim olduğu bilinmeyen bir kadın:

"Evet, ey Allah'ın Resulü" dedi.

Diğerleri cevap vermedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellem, "Öyle ise sadaka verin" buyurdu.

Bilâl elbisesini yayarak, "Babam, annem size feda olsun! Haydi gelin
<******> atın" dedi.

Onlar da halkalarını, yüzüklerini Bilâl'in elbisesi içine atmaya
başladılar." (Müslim, Salâtü'l-İydeyn: 1)

Bayram günlerinde meşru dairede oyun ve eğlenceye de müsaade
edilmiştir. Bu husustaki Peygamberimizin müsaadesini Hz. Âişe
Radiyallâhu Anhâ anlatıyor:

Bir def'a Mina günlerinde (yani Kurban Bayramının ilk üç günlerinden
birinde) Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem yanıma girdi. Karşımda
Buâs ezgilerini def çalarak okuyan iki kız vardı. Yatağına uzanıp
yüzünü çevirdi.

Derken Ebu Bekir girdi: "Bu ne hal? Resulullah'ın yanında şeytan
çalgıları mı?" diyerek beni azarladı.

Bunun üzerine Sallallâhu Aleyhi Vesellem ona dönüp, "Onlara ilişme"
diye buyurdu.

Babamın zihni başka bir şeyle meşgul olunca kızlara işaret ettim,
onlar da çıktılar.

Buhari'nin rivayetine göre Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellem,
"Onlara ilişme" dedikten sonra "Her kavmin bayramı vardır, bu da bizim
bayramımızdır" ya da "Bu günler bayram günleridir" diye eklemiştir.
(Müslim, İydeyn: 16-22, Buhârî, İydeyn: 25)

Asr-ı Saâdette, bugünkü folklore benzer şekilde millî geleneğe dayanan
mızrak oyunları ve rakslar vardı. Bunu genellikle Habeşistanlılar
oynardı. Buhârî ve Müslim gibi hadis kitaplarında bu hususta Hz.
Âişe'den nakledilen bazı rivayetler vardır.

Bir bayram günü Sudanlılar kalkan ve mızrak oyunu oynayıp raks ederken
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem onları gördü, Hz. Âişe'nin bu
oyunu seyretmesine izin verdi.

Hz. Âişe Radiyallâhu Anhâ bu durumu şöyle anlatıyor:

"Habeşliler gelerek raksetmeye başlayınca Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellem beni çağırdı. Ben de gelerek başımı onun omuzuna dayadım.
Habeşlilerin oyununa bakmaya başladım. Nihayet onlara bakmaktan ilk
vazgeçen ben oldum."

Hatta böyle bir oyunda Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem
<******> Habeşlilere, "Haydi bakalım Efrideoğulları, göreyim sizi!" buyurarak
bir teşvikte de bulunmuştu.

Öyle ki, böyle bir ekibi görünce taşlamak sûretiyle onlara engel olmak
isteyen Hz. Ömer Radiyallâhu Anha Resulullah Sallallâhu Aleyhi
Vesellem:

"Bırak onları, yâ Ömer!" diyerek teskin etmişti.
(Müslim, Îydeyn: 18-22)

27/9/2007

Peygamberimizin (asm) iftar duası

Muaz ibni Zühre Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Bana ulaştı ki, Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem iftar ettiği zaman şu duayı okurdu:

"Allahümme leke sumtü ve alâ rızkıke eftartü."
(Ey Allah´ım, Senin rızan için oruç tuttum ve Senin rızkınla orucumu açıyorum.)
(Ebû Dâvud, Savm: 22)

---

Mervan ibni Salim, ibni Ömer Radiyallâhu Anhümadan naklediyor:

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem orucunu açınca şöyle derdi:

"Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşaallah Teâlâ sevap kesinleşti."

Hadisin râvisi Rezin, duanın baş kısmına "Elhamdülillah" kelimesini ilave etti. (Ebu Dâvud, Savm: 22)

---

Abdullah ibni Ömer Radiyallâhu Anhümâ de iftar vakti şöyle dua ederdi:

"Allah´ım, bütün kâinatı kaplayan rahmetinin hakkı için beni affet, günahlarımı bağışla."

27/9/2007

İftarı acele etmeli

Sehl ibni Sa´d Radiyallâhu Anh anlatıyor:
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem buyurdular ki:

"İnsanlar iftarda acele ettikleri sürece hayır üzere devam ederler."
(Buhari, Savm: 45; Müslim, Sıyam: 48; Muvatta, Sıyâm: 6; Tirmizî, Savm: 13.)

---

İmam Mâlik, Abdulkerim ibni Ebi´l-Muharik´in şöyle söylediğini işitmiştir:

"Peygamberlik amellerinden biri de iftarda acele edilmesi, sahurun da geciktirilmesidir."
(Muvatta, Kasru´s-Salât: 46.)

---

Vakit girince Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem iftarını hiç geciktirmez, hemen orucunu açardı.

"Kullarımın içinde en çok sevdiklerim iftarlarını çabuk yapanlardır." kudsî hadisini hatırlatırdı.

Bir hadiste de, "Ezanı işittiğiniz zaman bir elinizde su dolu bardak bulunsa, içip orucunuzu açmadan yere koymayın" buyurmuşlardır.

Bu ifadeler, Ramazan´da akşam ezanı okunur okunmaz iftar yapılmasını, orucun açılmasını tavsiye etmektedir.

27/9/2007

Orucu rahat tutmanın dört yolu

Deylemî´nin Enes ibni Mâlik Radiyallâhu Anhtan rivayet ettiği bir hadiste ise Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem orucun rahat yolunu tavsiye ederek şöyle buyururlar:

"Dört şey yapan kişi orucu gayet rahat tutar: İftarı su ile açması, sahuru terk etmemesi, öğle istirahatını terk etmemesi, güzel koku kullanması." (Râmûzu´l-Ehâdîs, Hadis no: 957)

24/9/2007

Sahurun feyiz ve bereketi

Ebu Said el-Hudri Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:

"Sahur yemeğinde bereket vardır. Bir yudum su bile içecek olsanız sahura kalkmayı ihmal etmeyiniz. Çünkü sahura kalkana Allah rahmet eder, melekler de bağışlanmaları için dua ederler." (Müsned, 3:44)

---

Sahura kalkmak iki türlü berekete vesiledir. Birisi, sahur yemeğini yiyen insanın gündüz oruç sıkıntısını çok daha az çekmesi, oruca dayanıklı olmasıdır. Böylece Cenab-ı Hak onun rızkına, yediklerine bereket, bolluk ihsan eder.

Diğeri de, seher vakti uyanık kalmakla insan, ibadete, duaya ve zikretmeye fırsat bulur. Çünkü sahura kalkamayacak olsa o bereketli saatleri uyku ile geçirecek, dolayısıyla manevî hissesi az olacaktır.

Hadisteki teşvik bu iki noktanın sağlanması açısından önem taşır.

Ayrıca Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem iftar yemeğini acele tutarken, sahur yemeğini geciktirirdi. İmsak vaktinin girmesine yakın zamana kadar bekler, o zaman gelince yer içerdi. Çünkü, yemek ne kadar geç yenirse o kadar geç acıkılır, oruca daha hazırlıklı olunur.

Enes´in Radiyallâhu Anh rivayetine göre ise Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem sahur yemeğini yememizi özel olarak tavsiye ederek şöyle buyururlar:

"Sahur yemeği yiyin, zira sahur yemeğinde bereket vardır." (Buhari, Savm: 20, Müslim, Sıyâm: 45; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 18.)

Oruç ibadeti Hz. Musa ve Hz. İsa´nın şeriatında da vardı. Çünkü oruç semavi dinlerin ortak ibadetidir. Bakara Sûresinde:

"Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki, takvaya erersiniz" buyurulur. (Bakara Sûresi, 183)


Âyette de açıkça ifade edildiği gibi Yahudi ve Hıristiyanlar da ilk zamanlar oruç tutuyorlardı. Fakat namaz ve zekat gibi diğer ibadetleri kendi elleriyle değiştirdikleri gibi, orucun vaktini, tutulma şeklini de değiştirdiler. İlk zamanlarda tuttukları oruçla bizim orucumuz arasında sadece bir fark vardı. O da sahur.

Amr ibni Âs Radiyallâhu Anhın rivayet ettiği bir hadiste Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem bu farkı şöyle bildirir:

"Bizim orucumuzla Ehl-i Kitabın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir."
(Müslim, Sıyâm: 46; Ebu Dâvud, Savm: 15; Tirmizî, Savm: 17; Nesâi, Savm: 27)

24/9/2007

Sahurun süresi ve sabah namazının vakti

Zeyd ibni Sâbit Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle birlikte sahur yemeği yedik, sonra namaza kalktık.

Kendisine, "(Sahur ile namaz) arasında ne kadar zaman geçti?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi:

"Elli âyet (okuyacak) kadar!"
(Buhari, Savm: 19, Mevâkitu´s-Salât: 27, Teheccüd: 8; Müslim, Sıyâm: 47; Tirmizî, Savm: 14; Nesâi, Savm: 21, 22)

---

Bu hadiste, sahur yemeği yendikten ve sabah ezanı okunduktan ne kadar bir süre sonra sabah namazının kılınacağı bildiriliyor.

Peygamberimiz ve sahabilerin bu uygulaması herkesin rahatlıkla yapabileceği bir uygulamadır.

Sahabe-i kiram, Peygamberimizin zamanında sahurla sabah namazı arasında nasıl hareket ettiklerini, sahur vakti daralınca ne yaptıklarını ve namaza nasıl hazırlandıklarını da bildiriyorlar.

Sehl ibni Sa´d Radiyallâhu Anh anlatıyor:

"Ben ailem içerisinde sahur yemeği yiyordum. Sonra sabah namazını Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellemle birlikte kılmak için hızlı yiyordum."
(Buhari, Savm: 19, Mevâkit: 27)

Peygamberimiz her konuda ümmetine kolaylığı tavsiye etmiş, onları sıkboğaz etmemiş, oruca hazırlık için kısa bir süre de kalmış olsa yemek ihtiyacının giderilmesine dikkat çekmiştir.

Ezan okunduğu anda bile geç kalınmışsa birkaç dakika içinde önündeki yemeğin bitirebileceği müsaadesini vermiştir.

Şöyle ki:
Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh anlatıyor:

Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem buyurdular ki:

"Biriniz ezanı işitince (yiyip-içtiği) kap elinde ise, ihtiyacını görünceye kadar onu bırakmasın." (Ebu Dâvud, Savm: 18)

24/9/2007

İftar ne ile açılır?

Selman ibni Âmir Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Sizden biriniz orucunu açacağı zaman hurma ile açsın. Çünkü hurmada bereket vardır. Eğer hurma bulamazsa, su ile açsın. Zira su temizleyicidir."
(İbni Mâce, Sıyam: 24; Ebû Dâvud, Savm: 21)

---

Peygamberimizin bizzat uygulamasını da farklı bir rivayette Hz. Enes Radiyallâhu Anh şöyle anlatıyor:

"Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem akşam namazını kılmazdan önce birkaç tane taze hurma ile orucunu açardı. Eğer taze hurma yoksa kuru hurma ile açardı. Kuru hurma bulamazsa da bir kaç yudum su yudumlardı."
(Ebû Dâvud, Savm: 22, (2556); Tirmizî, Savm: 10)

---

Hadiste de ifade edildiği gibi Peygamber Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem orucunu hurma ile açardı. Hurma bulunmazsa su içerdi.

Başka bir rivayetten öğrendiğimize göre, Peygamberimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem, namaza durmadan önce taze hurma ile, o da olmazsa birkaç yudum su içerek orucunu açardı.

Oruç açarken hurma ile suyun tercihinde pek çok hikmetler vardır. Hurma, meyve oluşuyla birlikte aynı zamanda bir katıktır.

Bunun için ilk olarak hurma ile karşılaşan mide onunla bir süre gıda ihtiyacını giderir. Hurmanın bağırsakları çalıştırmasında, harekete getirmesinde de rolü vardır.

Su da maddî-manevî temizliği sağlar. Susuzluğu giderir, mideyi ferahlatır, rahatlatır. <******>

Hurma ve suyun faydaları sadece bunlardan ibaret değildir. Daha bilmediğimiz pek çok fayda ve hikmetleri vardır.

Her yerde her zaman hurma bulunmayabilir, belki su da olmayabilir. Çünkü dünyanın her tarafında oruç tutan insanlar olabileceği gibi, her ülkenin ve bölgenin de kendine göre şartları vardır. Bunun için orucu başka bir yolla açmak da sünnette yer almaktadır.

Bu konuyu da Peygamberimiz açıklıyor:

"Peygamber Sallallâhu Aleyhi Vesellem üç hurma ile veya ateş dokunmamış bir şeyle iftar etmeyi severdi." (et-Tergîb ve´t-Terhîb 2:142)

« Önceki ::








PREKLE.COM - Gercek Pagerank Degeriniz

Uyarı: Sitemiz internet üzerinden gelen kaynakları paylaşmaktatır. Eğer size ait herhangi bir çalışma görürseniz ve burada yayınlanmasını istemiyorsanız lütfen o yazıya ait yorum kısmından bizi uyarın, uyarınız alındığında yazınız kaldırılacaktır.